nonda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nonda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2009 Cuma

Galatasaray 'da İdeal 11 Yok, İdeal 18 Var...


Dün akşam seyrettiğimiz Galatasaray izleyenlere büyük keyif verdi. Ne zamandır bu kadar rahat bir maç izlememiştik işin doğrusu. Rakibin zayıf oluşunu elbette göz önüne almak gerekir fakat Galatasaray oynadığı futbolun hakkını vermezsek izlemeyenler yanılmış olur. Dün akşam sahaya çıkan takımın bir önceki Netanya maçında oynamayan futbolcuların ağırlıkta olduğunu da belirtmek gerekir.

Sadece ilk 45 dakikada izleyebildiğimiz Keita 'nın ayağına top çok yakışıyor. Attığı güzel golden çok attığı taklaları Şükrü Saraçoğlu'nda , İnönü 'de ve Avrupa Ligi'nde karşılaşacağımız rakiplerin kendi sahasında atabilecek olması dün Galatasaray taraftarlarını ayrıca keyiflendirdi.

Takıma yeni girenlerle, yedek kalması muhtemel oyuncuların performanslarının ölçüleceği maç olması ve filmin sonunda mutlu son olması taraftarları keyiflendirdi.

Galatasaray 'da Elano ve Baros'un eksikliğine rağmen bu kadar hücum gücünün yüksek olması bu sezon için oldukça ümit vericiydi. Nonda'nın dünkü maçta ortaya koyduğu performanstan sonra bu adam 1 senedir nerede sorusunu akıllara getirdi. Hakan Şükür ile yaşadığı antilop muhabettinden sonra kendisinin de benzer davranışları sergilemesi taraftarın yoğun tepkisini çekiyordu. Ben de dahil olmak üzere performansını sahaya yansıtmak istemeyen Nonda'nın gönderilmesini isteyenlere inat dün iyi bir forvet kimliği ortaya koydu. İlk sezonunda başarılı bir performans koyup, geçen sezon yatan Nonda yeni transferlerle pabucun pahalı olduğunu anlamış. Nonda bu kadar istekli oynamaya devam ederse Baros'un mu esas forvet olması gerektiği, Nonda nın mı esas forvet olması gerektiği tartışılacaktır.

Dün bana göre sahanın en iyi 2 ismi 2 Türk 'tü. Onlar belki gol atmadılar ,ama bol bol asist yaptılar.Aydın 'a son iki maçta bir haller oldu, beklediğim Aydın bu. Onda bu potansiyel olmasına rağmen, geçen sezon yeterince şans almasına rağmen değerlendiremeyen Aydın da takımda kalma savaşını dün akşam kazanmış oldu. Aydın geçen günlere, yapılan transferlere inat bu takımın önemli bir parçası olduğunu kanıtladı.

Bir diğer yıldız da Arda Turan'dı. Türkiye 'nin en oyun zekası yüksek, en bileklerine sahip futbolcu olması Arda'yı duraklatmıyor, olabildiğince günden güne iyi hale getiriyor.


Tobol maçından sonra eleştiri yapanlar, taktiği eleştirenler, kadro seçimini eleştirenlerin şu an için susup oturmaktan başka yapacakları yok. Rijkaard'ın ne kadar adaletli bir hoca olduğunun farkına varamayıp, başka teknik adamlar gibi 2. turda esas kadroyu sahaya sürmesini bekleyenlerin yaşadığı yanılgı onlara ders olacak gibi...

Rijkaard adaleti işliyor, futbolcuların da bunun farkında olduğunu dün gece görmüş olduk. Nasıl olsa Gökhan Zan- Servet var deyip Emre Aşık- Emre Güngör oynamamazlık etmediler.

Bu sezon Galatasaray'ı bol taklalı, bol duran top organizasyonlu goller bekliyor. Geçen sezon alınan 5. likte bile yönetime sahip çıkan taraftar, bu sezon bunun mükafatını alacaktır.

Galatasaray'da bu sezon ideal 11 diye bir şey olmayacak. Galatasaray da ideal 18 var olacak. Geçtiğimiz sezon yaşanan sakatlıklar canımızı epey sıkmıştı, fakat bu sezon bu türlü bir sıkıntı olmayacak gibi duruyor. Kimin yedek futbolcu, kimin as futbolcu olacağını sezon içinde göreceğiz.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Nedir Bu Mehmetlerden Çektiğimiz?


Galatasaray kaybetti diye Galatasaray'ı eleştirenlerden değilim. Çünkü bazı hatalar sezon başında , ortasında hatta sonunda yapıldı. Maçta yapılan basit hataları, mağlubiyetin faturasını ne Baros'a , ne Sabri'ye ne de Mehmet Topal'a çıkarılması gerekir. Sonuçta futbol bir oyun , futbol da hatalarla güzel oluyor. Galatasaray , dün oynadığı futbol ve yaptığı mücadele yerindeydi. Akla şu soru geliyor. Bütün sezon boyunca Anadolu takımlarına bu oyunu neden oynamadılar? Türkiye'nin en zorlu deplasmanlarında Fenerbahçe 'nin sahasında kaybedilen maç da dahil olmak üzere iyi oynadılar. İki maçta da kendi kalesine attığı ve rakibine attırdığı gollerle kaybetmesi futbolun cilvesi olsa gerek.
Türkiye Kupası finali sonrası Beşiktaş'ın aldığı galibiyetin Fenerbahçe'ye yaradığını söylemiştim. Bu sefer de Galatasaray yenilmesine rağmen çok şey kazanmıştır. Bu kazanımları görebilen olursa Galatasaray mevcut kadrosuyla gelecek sezonun yine en iddalı takımı olacak. Büyük kaptanımız Bülent Korkmaz'ın daha hazır olmadığını iyice gördük. Kafalardaki soru işaretleri gitti. 90 dakika boyunca yorulan takımdan oyuncu değişikliğine gitmemesini anlamak mümkün değil. Kewell , kaç tane maçta 90 dakika verimli oldu ki bu maçta 90 dakika sahada tutulur anlayamıyorum. 60-70 . dakikalar arasında Kewell'ı oyundan alması gerektiğini, orta sahada Barış'ın yorulduğunu görememesi bana ilginç geldi. Volkan Yaman'a ve Aydın Yılmaz'a güvenmediğini gösterdi. Medyada yer alan haberlere göre de Galatasaray gelecek sezon sol bekte alternatif olarak Gaziantepspor'dan İsmail Köybaşı'nı alacağı söyleniyor. İsmail alınacak olursa çok iyi bir transfer olacaktır. Volkan Yaman sezon sonu yolcu olarak gözüküyor. Aydın , bu sezon benim en umutla beklediğim isimdi. Baros'tan Kewell'dan bile daha yararlı olabileceğini düşündüğüm Aydın beni ve bütün Galatasaraylıları üzdü. Muhtemelen seneye kiraya verilecektir. Nonda'yı anlamak mümkün değil, bu Nonda geçen sezonki Nonda değil. Kongo'daki ikiz kardeşini yolladı heralde Arda, Kewell topla ilerliyor, ceza sahası içine top atacak adam arıyorlar. Nonda yanlarında dolaşıyor. Koşacak halimi yok ,anlayamadım doğrusu. Onunla da yolların ayrılması gerekiyor. Son eleştireceğim isim de Sabri. Gerçeği söylemek gerekirse Sabri dün fena oynamadı , ta ki Yusuf'a verdiği asiste kadar. Sabri bek bir oyuncu değildi, ancak sağ bekte oynayabilecek becerileri var. Hızlı, kondisyonu yüksek, maçına göre iyi ortalar yapıyor, savunması da iyi ancak ne istikrar sağlıyor ne de disiplin. Dün yine oyundan atılabilirdi. İlk sarı kartı yan hakeme itirazdan gördü, ikincisini de Holosko'nun elinden topu alırken görebilirdi. Şayet Sabri'nin sarı kartı olmasa hakem orada iki futbolcuya da sarı kartı verirdi. Sabri'nin sadece agresif olması, formayı ıslatması yetmiyor biraz da oynamak lazım. Sabri'yi anlamak mümkün Hagi, Hasan Şaş , Bülent Korkmaz ve Hakan Şükürle oynayarak , onların forma aşkını görerek, onların hırsını , taraftarın gözündeki imajını bilerek bu noktaya geldi. Onlara özeniyor ama onları Hagi,Hasan , Bülent, Hakan yapan sadece forma aşkı değil, koydukları performanstı. Sabri'nin daha dikkatli olması gerekiyor, yoksa hem kendisine hem de Galatasaraylılara haksızlık etmiş olur.
İyilerden söz etmek gerekirse Hakan Balta her zamanki gibi çok iyiydi. Belki de Galatasaray'da sezonun futbolcusu oldu. Böyle bir istikrarı sağlamak kolay değildir. Her maç elinden geleni yaptı. Sadece sol bekte değil, yeri geldi stoper oynadı, yeri geldi sol açık oynadı, yeri geldi ön libero oynadı; bu karmaşanın içinde görevlerini yerine getirdi. Sabri de keşke Hakan Balta kadar istikrarlı oynasa ; ondan sonra hırsını biz taraftarlara gösterse. Sahada gerçek bir yıldız vardı. lki maçın adamı olmayı hakedecek bir golü ,asisti yoktu ancak benim gözümde sahanın en iyisi Arda Turan'dı. Bu maçı takımına kazandırmak için elinden geleni yaptı. Kalabalık Beşiktaş savunmasını dağıttı, son noktalarda arkadaşları ona ayak uyduramadığı için kaybetti. Arda Turan , Türkiye'nin en iyi ve en değerli futbolcusu olduğunu dün tekrar gösterdi. Emre Aşık, Ayhan , Barış Özbek, Kewell gibi isimler görevlerini yerine getirdiler. Orkun'u yediği goller, birkaç tane çıkıp aldığı top haricinde göremedim. Gollerde hatası yoktu, maç eksiği de vardı, doğru düzgün bir top gelmediği için Orkun değerlendirme dışı oluyor. Kewell, çok kaliteli bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Attığı gol çok şıktı, seneye de umarım yine takımımızda yer alacaktır. Baros, dün Sabri'ye pas verdiği yer doğru fakat hızlıydı. İkinci yarıda kaçırdığı bire bir pozisyon kalitesine yakışmadı ancak olabilir. Elinden geleni yaptı, Beşiktaş'lı forvetler doğru düzgün pozisyona bile giremedikleri için Baros'u da fazla eleştirmemek lazım. Baros da takımda tutulması gereken önemli bir isim. Hani futbol takım oyunu ama galibiyetlerde bir kişi öne çıkıyorsa , mağlubiyetlerde de bir kişi öne çıkabilir. Galatasaray daha önce Mehmet Güven'in yüzünden yenilmişti, bu sefer de Mehmet Topal'ın yüzünden yeniliyor, canı sağolsun.

19 Mayıs 2009 Salı

Bilgin Gökberk Başka Bir Adam


Bilgin Gökberk, bu spor medyasının belki de en entresan adamı. Yazıları, konuşması, futbola bakış açısı farklı olduğu için spor medyasının belki de en sevilmeyen adamı oldu. Gerçi bunu kendisi de kabul ediyor. Bana bir sene önce sorsanız Bilgin Gökberk'i bu adamın niye dinliyeyim ki derdim. TRT'de Stadyum Programı'nda görev alması şaşırtmıştı ancak o yine de tarzından vazgeçmedi. Yine aynı üslup; aynı tip siyah t-shirt kısacası aynı Bilgin Gökberk. Geçen sene Milliyet Gazetesi'nde bir yazısı vardı. Konu şu ki Ümit Karan ve Hakan Şükür takımın 11'de oynayan oyuncuları; Nonda'nın yedek kaldığı dönemle ilgili bir yazı yazmıştı.
" Biri, ülkenin en kariyerlisi, sahada her işi yapan tek santrforu, diğeri tek vuruşta en beceriklisi...
İkisinin özellikleri çok az santrforda var.
Ama bir ortak özellikleri var ki, hiçbir santrforda yok.
Topla bir metre gidemiyorlar.
Nonda, onlarda olan özelliklere sahip.
Olmayan özelliklere de...
Tercih edilmesine sebep olan özelliği, diğer iki santrforun becerdiklerini ve beceremediklerini becermesi değil, onlar oynadığında, sesini çıkarmadan oturmayı becerebilmesi...
Galatasaray, Nonda’dan daha iyisini almazdı.
Bulsa da almazdı.
Alsa da oturtamazdı.
Oturtsa da tutamazdı.
***
Galatasaray’da 11’lerin nasıl oluştuğunu bir Feldkamp biliyor.
Bir de Allah...
Mesela Nonda...
Niye oynatılmadığını bilmiyordu.
Oynatılmayacaksa neden alındığını da...
Galatasaray’da santrforların hangi kıstaslara göre oynatıldığını da...
Yazmıştım.
***
Galatasaray 11’leri, ‘kabine’ gibi kuruluyor.
Ilımlılardan 2, radikallerden 3, bağımsızlardan 4...
Filan falan...
Teknik direktöre de 1-2 kontenjan bırakılıyor.
Takım içinde hassas dengeler var.
Nonda yeni öğrendiği bu.
***
Nonda’nın; karısına, amcaoğluna santrfor arkadaşları ile ilgili neler anlattığını bilmiyorduk.
Şimdi biliyoruz..."

Bu yazıda o günün şartlarına göre çok iyi tespitler vardı. Benim en çok ilgimi çeken herkesin bildiği penaltı pozisyonlarını yorumlamayıp Nonda'nın Kongo'daki eşine dostuna neler anlattığını düşünmesi. Gökberk futbolun taktik; oyuncu değişikliği ile ilgili konuşmuyor. Çünkü ona göre futbolda işin taktik boyutlarını sokaktaki herkesin ve çoğu futbol yazarlarının bildiğini sandığını ama bilmediğini savunuyor. Onun tezine göre Türkiye'de futbolu " Hagi, Sergen Yalçın, Rıdvan Dilmen, Hakan Şükür..." gibi üst düzey futbolun içerisinde yer almış kişilerin konuşması gerektiğini söyler durur.

Benim de dün değindiğim Kewell konusu ile ilgili çok ilginç bir yorumu vardı. Herkes Kewell neden 11'de oynamaz yazarken o
"Kewell ve mesela Sabri hiç bir yerde eşit değildir.Ne oturdukları sitede, ne markette, ne pasaport kuyruğunda, ne plajda, ne yolda, ne parkta, ne sinemada, ne tuvaletde, ne tiyatroda, ne hastanede.."
yazısını yazacak kadar başka bir adam , başka bir kişilik.
Lincoln 'le ilgili yazısında çok ilginç ilişkilendirmelerde bulunmuştu. 10 numaralı futbolcuların biraz farklı olduğunu, Galatasaray'ın onu isteyerek aldığını ve Lincoln'ün değişmeyeceğini söylediği yazısındaki kısım

"10’lar böyle.
Cazip kadınlar gibi.
Kaçırmayın.
Ararsınız.
***
Her kadın 250 gram ‘bilmemne ‘olmalıdır, 400 gram ‘bilmemne’ olursa ‘bilmemne’ olur.
Bu da iyi laftır.
Ve...
Her ‘10’, 250 gram ‘bilmemne’ olmalıdır.
Takılmayın fazla.
Tatları bundan."

Bunları şunun için yazıyorum ; artık sadece kavga çıkaranların bulunduğum, hep spekülasyon yapılan programlar sevilmiyor. Dün oynadığı takımla sorunları var diye takımını haksız yere eleştirip prim yapanlar yer almamalı. Devamlı suni kavga yaratıp, program çıkışında yemeğe giden insanlar yer almamalı. Spor programlarında ya özel haberler koyulmalı; ya işin ehli futbol üstatları olmalı; ya da futbola başka açılardan bakan mühendis, doktor veya herhangi bir meslekten olanlar yazmalı, konuşmalı. Bilgin Gökberk de işin dışarıdan bakan farklı yüzü olmaya devam etmeli.

http://www.turkmedya.com/V1/Pg/ColumnDetail/ColID/9639
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1024885&AuthorID=69