lincoln etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lincoln etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2009 Pazartesi

Hepimiz Birer Lincoln Olmak İsteriz


Dün gece tüm Galatasaray taraftarları şok bir haberle sarsıldı. Dün gece Kanaltürk'teki renkli abilerin oturduğu programa bağlanan Süleyman Rodop , Lincoln ile ilgili şok iddalarda bulundu. Rodop'un iddasına göre
1-Lincoln evde yiyeceği yemeği tesislerde pişirtip ,eve paket yaptırıyormuş.
2- Lincoln bakkala su ve içecek parası vermemek için kasa kasa su ve meyve sularını eve götürüyormuş.
3- Lincoln'ün parasını kulübün ödediği fizyoterapistinin yemek ve içecek ihtiyacı Florya'da gideriliyormuş.

Tamam anladık, Lincoln normal bir futbolcu değil, profesyonel hiç değil. Adam zaten gitti gidiyor, hala daha yok idmana çıkmadı, yok meyve suyuna para vermiyor diyerek buradan da karalamaya gerek yok. Bizim insanımız Lincoln'ün aldığı paraya, bindiği arabaya, birlikte olduğu kız arkadaşına, Florya'ya arkadaşını getirmesine , istediği zaman tatile gitmesine , bir maçlığına kaptan çıkmasına, oyundan alınırken agresif hareketlerine , hatta sağa bakıp sola pas vermesine bile kıl olduğumuz gibi ülkemize su , yemek ve tuvalet parası bırakmadığı için taraftarlar daha da kıl olmuştur. Çünkü hepimiz birer Lincoln olmak isteriz, istediğin kadar para, istediğin arabaya binme özgürlüğü, istediğin zaman işe gitme özgürlüğü , istediğin gibi manitanın olması herkes ister ; üstelik bütün bunlar için sadece futbol oynaman gerekiyorsa bir insan daha ne ister?

2 Haziran 2009 Salı

Alex & Lincoln Her Şeye Rağmen En İyi 10 Numaralar


Lincoln 1820 dk / 8 gol / 11 asist
Arda Turan 2458 dk / 8 gol / 6 asist
Kewell 1951 dk / 8 gol / 5 asist
Tello 2296 dk / 7 gol / 11 asist
Delgado 1842 dk / 6 gol / 5 asist
Yusuf 1597 dk / 3 gol / 6 asist
Alex 2106 dk / 12 gol / 11 asist
Tabata 2157 dk / 11 gol / 7 asist


Bu sezon Turkcell Süper Lig'de en çok konuşulan orta saha oyuncularının performansını gösteriyor. Bu futbolcuların ortak özellikleri hücuma dönük orta saha oyuncuları olmaları. Lincoln, Alex , Delgado, Yusuf ve Tabata 10 numara olarak oynadılar. Kewell , Arda ve Tello 10 numara olarak oynamayan ofansif orta saha oyuncuları olarak ele aldım. Bu oyuncuların kimi futbolcunun çok eleştirildiğini kimisinin de çok beğenildiğini biliyoruz. Özellikle Lincoln ve Alex çok eleştirildi. Acaba eleştiriler haklı mı? Mesela Yusuf bu sezon çok beğenildi acaba beğeniler haklı mı?

Yukarıdaki futbolcuların 1 gol atmak için harcadıkları süre şu şekilde:
  1. Alex 175,5 dk
  2. Tabata 196,6 dk
  3. Lincoln 227,5 dk
  4. Kewell 243,8 dk
  5. Delgado 307 dk
  6. Arda 307,25 dk
  7. Tello 328 dk
  8. Yusuf 532,3 dk

Yukarıdaki futbolcuların 1 asist yapmak için harcadıkları süre şu şekilde:
  1. Lincoln 165,45 dk
  2. Alex 191,4 dk
  3. Tello 208,7 dk
  4. Yusuf 266,2 dk
  5. Tabata 308,1 dk
  6. Delgado 368,4 dk
  7. Kewell 390,2 dk
  8. Arda 409,6 dk

1 gol atmak için verilen süreler incelendiğinde Alex ve Tabata lider çıkıyorlar. Burada diğer futbolculardan ayrılan bir özellikleri var. İki futbolcunun da takımlarının penaltıcıları olduğunu unutmamak gerekir. Oynadıkları dakika başına gol atma konusunda herşeye rağmen Alex lider çıkıyor. Demek ki Alex'in bu sezon ki performansı kötü değildir. Dahası Fenerbahçe'nin kötü performans sergilemesi Alex'in performansını düşürdüğünü de göz önüne almak gerekir. En şaşırtıcı performans medyada çok övülen Yusuf 'un performansının o kadar da iyi olmadığı net bir şekilde görülüyor. Hiç kimsenin beğenmediği Lincoln bu sıralamada 3. oluyor.

1 asist yapmak için verilen süreler incelendiğinde Lincoln lider çıkıyor.Oynadığı süre zarfında Lincoln'ün görevini yaptığı açıkça görülüyor. Lincoln performans olarak yeterli olduğu açık ancak takımını bu kadar yalnız bırakan bir oyuncuyla yolların ayrılması gerekiyor. Disiplinsiz hareketleri de cabası...

10 numaralar içinde Delgado'nun yetersiz kaldığı açık.

Şampiyon takımın esas 10 numarası olan Delgado'nun bu sezon da sınıfta kaldığı açık. 10 numaralar içinde en az dakika alan iki fubolcudan biri olması ( Yusuf'u dahil etmiyorum çünkü belirli bir yaşın üzerinde olması onu kabul edilebilir kılıyor.) Ayrıca asist sıralamasında 10 numaralar içinde en kötüsü olması, onun da kulübüyle yollarının ayrılması gerektiğini gösteriyor.

Bu tablo içinde Tello'nun başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Direk 10 numara olarak oynamıyor. Defansına da yardımcı olan bir oyuncu olması ve Lincoln ve Alex'ten sonra asist başarısının yüksek olduğu da görülüyor. Şilili oyuncu en fazla dakika alan ikinci oyuncu olması ,onun istikrarlı olduğunu da gösteriyor.

Arda 'nın bu oyuncular içinde en yeteneklisi olduğunu düşünmeme rağmen beklentimin altında bir sonuç çıktı. Bunda bir çok sebep var. 2008 Avrupa Şampiyonası'nda önemli görevler alması, Galatasaray'ın 3 kulvarda mücadele etmesi gibi sebepler performansının beklenenin altında çıkmasına neden oldu. Ayrıca Arda ve Kewell da tıpkı Tello gibi 10 numara olarak oynamadılar. Bu sezon da daha çok sol kanatta izledik . Tüm bunlara rağmen bu iyi futbolcular içerisinde bile sezonun en çok dakika alan oyuncusu olduğunu görüyoruz. 27 tane 90 dakikalık performans sergilemiş oluyor. Bu da onun değerini gösteriyor.

Son olarak da bu futbolcuların total olarak kaç gole imza attığına bakacak olursak
  1. Alex 23 gol
  2. Lincoln 19 gol
  3. Tabata 18 gol
  4. Tello 18 gol
  5. Arda 14 gol
  6. Kewell 13 gol
  7. Delgado 11 gol
  8. Yusuf 9 gol

Oynadıkları süreler , gol ve asist sayılarını kaynak olarak Lig Tv Fantezi Futbol sitesinden yararlandım.

29 Mayıs 2009 Cuma

Kalli'den İnciler (Osman Tanburacı Röportajından)

Osman Tanburacı gerçekten güzel bir röportaja imza atmış. İşte röportajdan kesitler
Galatasaray bu sene transferde neler yapmalı?
-Sorumlusu ben değilim... Karışamam ama ben raporu Adnan Bey’e verdim... Geçen seneki 2008 ajandasının sonunda neler olması gerektiğini yazdım. O ajanda Polat’ta duruyor...’
-‘Ben 1992-93’te de Galatasaray’daydım ama o zaman güçlü bir kadro ve yönetim vardı. Şampiyon olduk ve 2000’e uzanan UEFA Kupası yolunda ilk temelleri attık. Galatasaray’da çok şey bozulmuş... Bir an önce Florya’nın ve kulüp içi yönetimin düzeltilmesi gerek. Bunu yapacak olan da Adnan Polat’tır.’

Geçen sezon ki şampiyonluktan bahsederken;
-‘Geçen sezon Adnan Polat’la fikir ayrılığına düştük! Benden habersiz futbolcularla toplantı yaptı, artık ondan sonra Florya’da bir an bile duramazdım! Adnan Polat benim sadece başkanım değil aynı zamanda dostum. Yanlış yaptın dedim ve gittim. Benim otoritem sarsılırsa artık orada durmam çünkü faydalı olamam...
Ancak; bu yıl Skibbe’nin yardımcıları Skibbe’nin haberi olmadan gönderildi... Skibbe ‘gık’ demedi. Bu bir karakter meselesi... Ben kalmazdım... Skibbe yumuşak huylu ama olan Galatasaray’a oldu. Sonuç ortada.... Bir yerde disiplin olmazsa hiçbir başarı olmaz. Galatasaray önce bunu çözmeli... Ben geçen sene bırakıp gitmeseydim Galatasaray şampiyon olamazdı...’

Ben de bu konu ile ilgili görüşlerimi daha önce belirtmiştim. Dediklerim de haklı olduğum görülüyor.
http://downbothflanks.blogspot.com/2009/05/istikrar-gercekten-istikrar-mdr.html

Geçen sezon ki şampiyon takım nereye gitti?
-‘Ben önceki sene takımdan kimlerin gitmesi gerektiğini bir rapor halinde Adnan Polat’a sundum... Ancak gittiğim için alınanlardan da haberim olmadı. Beş tane solaçık alınmış... Arda’nın günahı ne? Gerekli yerlere de kimse alınmamış! Böyle transfer olmaz! İkinci kez geldiğimde ateş bacayı sarmıştı... Skibbe’yle ve Korkmaz’la çok konuştum, olması gerekenleri söyledim ama asla işlerine karışmadım. Çalışma şekillerine, yönetim tarzlarına ve kadro kuruşlarına asla karışmadım. Konumum o değildi ki... Ben Adnan Polat’ın istemiyle ikinci kez ‘Teknik Danışman’ olarak geldim. Teknik danışmanlık şemsiyesi altında şunlar vardı; Alt yapının tekrar düzenlenmesi. Galatasaray Futbol Akademisi’nin kurulması ve bilhassa yabancı transferlerdeki gözlemlerim... Avrupa maçları öncesi incelemeler..

-"Florya’da görev bölümü şart!
Kaleci istedim ama bu De Sanctis değildi...
Lincoln’ü asla istemedim...
İstediklerim alınmadı ama bunu sorun etmem. İstemek benim hakkım, finansal güç yönetimin takdiri. Bütçe yoksa futbolcunun iyisi de yok ama disiplin her futbolcu için var.
Sabri benim için bitmiştir. Yapabilirlik gücü var ama söz dinlemiyor... Galatasaray’a uymaz!
Gönderilecekler listesinde Hakan Şükür yoktu...
Ümit Karan var mıydı;
-Evet,
Hasan Şaş var mıydı?
-Evet.
Necati?
Evet...

Hakan Şükür ve Lincoln’ü Beşiktaş maçı öncesi kadro dışı bıraktım, gerçek sebebi doğru açıklanmadı...
Bende önce disiplin gelir.
Hakan Şükür sabah kahvaltısında kızını doyuruyordu... Asla böyle bir şeye tahammül edemem. Bizim önemli bir maçımız var, Florya ciddi bir yer. Çoluk çocuk olmaz...
Lincoln’ün arkadaşları da gece yarısına kadar orada...
O-la-maz...

Kewell’ı ben almazdım... Sorunlu. Randımanı düşük... Fizyoterapistini beraberinde getiriyor. Asla kabul edemem. Florya’da sağlık ekibi var.
Ya herkes ben de fizyoterapistimi kendim getireceğim derse ne olacak?
Nitekim Lincoln de getirmek istedi...
Olmaz dedim... İşler karıştı.
Florya’nın ciddiyeti kaçtı!

Yöneticiler soyunma odasına giremez.
Bir keresinde Polat ve Üstünel geldiler derhal uyardım... O oldu...
Tabii ki Polat ve yöneticiler benimle konuşup tartışacaklar ama bunu yeri ve zamanı bellidir."

Ben de Kalli'nin dediklerinin büyük çoğunluğuna katılıyorum. Sadece Hakan Şükür ile ile ilgili söylediklerine katılmıyorum. Hakan Şükür herhangi bir futbolcu değildir. Kewell, Lincoln ve bazı futbolcular ile ilgili görüşleri onun yorumudur. Eleştirilecek bir tarafı yok bence


Röportajın devamı ve de Osman Tanburacı'nın görüşleri için
http://www.sporx.com//detail.php?Type=128&kategori=129&go=155060

19 Mayıs 2009 Salı

Bilgin Gökberk Başka Bir Adam


Bilgin Gökberk, bu spor medyasının belki de en entresan adamı. Yazıları, konuşması, futbola bakış açısı farklı olduğu için spor medyasının belki de en sevilmeyen adamı oldu. Gerçi bunu kendisi de kabul ediyor. Bana bir sene önce sorsanız Bilgin Gökberk'i bu adamın niye dinliyeyim ki derdim. TRT'de Stadyum Programı'nda görev alması şaşırtmıştı ancak o yine de tarzından vazgeçmedi. Yine aynı üslup; aynı tip siyah t-shirt kısacası aynı Bilgin Gökberk. Geçen sene Milliyet Gazetesi'nde bir yazısı vardı. Konu şu ki Ümit Karan ve Hakan Şükür takımın 11'de oynayan oyuncuları; Nonda'nın yedek kaldığı dönemle ilgili bir yazı yazmıştı.
" Biri, ülkenin en kariyerlisi, sahada her işi yapan tek santrforu, diğeri tek vuruşta en beceriklisi...
İkisinin özellikleri çok az santrforda var.
Ama bir ortak özellikleri var ki, hiçbir santrforda yok.
Topla bir metre gidemiyorlar.
Nonda, onlarda olan özelliklere sahip.
Olmayan özelliklere de...
Tercih edilmesine sebep olan özelliği, diğer iki santrforun becerdiklerini ve beceremediklerini becermesi değil, onlar oynadığında, sesini çıkarmadan oturmayı becerebilmesi...
Galatasaray, Nonda’dan daha iyisini almazdı.
Bulsa da almazdı.
Alsa da oturtamazdı.
Oturtsa da tutamazdı.
***
Galatasaray’da 11’lerin nasıl oluştuğunu bir Feldkamp biliyor.
Bir de Allah...
Mesela Nonda...
Niye oynatılmadığını bilmiyordu.
Oynatılmayacaksa neden alındığını da...
Galatasaray’da santrforların hangi kıstaslara göre oynatıldığını da...
Yazmıştım.
***
Galatasaray 11’leri, ‘kabine’ gibi kuruluyor.
Ilımlılardan 2, radikallerden 3, bağımsızlardan 4...
Filan falan...
Teknik direktöre de 1-2 kontenjan bırakılıyor.
Takım içinde hassas dengeler var.
Nonda yeni öğrendiği bu.
***
Nonda’nın; karısına, amcaoğluna santrfor arkadaşları ile ilgili neler anlattığını bilmiyorduk.
Şimdi biliyoruz..."

Bu yazıda o günün şartlarına göre çok iyi tespitler vardı. Benim en çok ilgimi çeken herkesin bildiği penaltı pozisyonlarını yorumlamayıp Nonda'nın Kongo'daki eşine dostuna neler anlattığını düşünmesi. Gökberk futbolun taktik; oyuncu değişikliği ile ilgili konuşmuyor. Çünkü ona göre futbolda işin taktik boyutlarını sokaktaki herkesin ve çoğu futbol yazarlarının bildiğini sandığını ama bilmediğini savunuyor. Onun tezine göre Türkiye'de futbolu " Hagi, Sergen Yalçın, Rıdvan Dilmen, Hakan Şükür..." gibi üst düzey futbolun içerisinde yer almış kişilerin konuşması gerektiğini söyler durur.

Benim de dün değindiğim Kewell konusu ile ilgili çok ilginç bir yorumu vardı. Herkes Kewell neden 11'de oynamaz yazarken o
"Kewell ve mesela Sabri hiç bir yerde eşit değildir.Ne oturdukları sitede, ne markette, ne pasaport kuyruğunda, ne plajda, ne yolda, ne parkta, ne sinemada, ne tuvaletde, ne tiyatroda, ne hastanede.."
yazısını yazacak kadar başka bir adam , başka bir kişilik.
Lincoln 'le ilgili yazısında çok ilginç ilişkilendirmelerde bulunmuştu. 10 numaralı futbolcuların biraz farklı olduğunu, Galatasaray'ın onu isteyerek aldığını ve Lincoln'ün değişmeyeceğini söylediği yazısındaki kısım

"10’lar böyle.
Cazip kadınlar gibi.
Kaçırmayın.
Ararsınız.
***
Her kadın 250 gram ‘bilmemne ‘olmalıdır, 400 gram ‘bilmemne’ olursa ‘bilmemne’ olur.
Bu da iyi laftır.
Ve...
Her ‘10’, 250 gram ‘bilmemne’ olmalıdır.
Takılmayın fazla.
Tatları bundan."

Bunları şunun için yazıyorum ; artık sadece kavga çıkaranların bulunduğum, hep spekülasyon yapılan programlar sevilmiyor. Dün oynadığı takımla sorunları var diye takımını haksız yere eleştirip prim yapanlar yer almamalı. Devamlı suni kavga yaratıp, program çıkışında yemeğe giden insanlar yer almamalı. Spor programlarında ya özel haberler koyulmalı; ya işin ehli futbol üstatları olmalı; ya da futbola başka açılardan bakan mühendis, doktor veya herhangi bir meslekten olanlar yazmalı, konuşmalı. Bilgin Gökberk de işin dışarıdan bakan farklı yüzü olmaya devam etmeli.

http://www.turkmedya.com/V1/Pg/ColumnDetail/ColID/9639
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1024885&AuthorID=69