Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2010 Perşembe

Galatasaray Yatar Diyen Salaktır


Bugün Habertürk Gazetesinde bir Adnan Polat söyleşisinden notlar var. Önemli noktaları yazmak istedim.

1-"Galatasaray olarak önümüzde kalan son 4maçı da kazanmamız lazım. Hâlâ şampiyonluk için şansımız var. Ayrıca Fenerbahçe’nin zor maçları var. Ve üstelik Fenerbahçe “Kolay” denilen maçlarda puan kaybedilen bir takım. Bu şekilde bize şampiyonluk bile verdiler. Biz önümüzdeki yıl Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarını Aslantepe’de oynamak istiyoruz. Bu yüzden 2.’lik bile bize bunu sağlıyor. Farz edin Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ne gitme ihtimali belirdi. Bursa’yı Bursa’da yenemezmi Beşiktaş? Elbette yenebilir. O durumda biz de şampiyon olamazmıyız, oluruz. Bu ligde her şey mümkün ve sonuna kadar kovalayacağız. O yüzden tüm bunları ortaya koyarak “Galatasaray Bursa’ya yatacak” diyen adama “Salak” derim. Bunu düşünen geri zekalıdır. Elbette “Biz olamazsak F.Bahçe de şampiyon olmasın” düşüncesi var. Bu normal. Aynısını Fenerbahçe de düşünür. Ama Fenerbahçe şampiyon olmasın diye de kalkıp ahlaksızlık yapacak değiliz. Olaylara yapıcı yaklaşmaya çalışıyoruz. Federasyonun işi zor, biliyoruz. Ve tam desteğimizi de veriyoruz. Ama futbolun marka değerinin yükselmesi konusu tam tersi bir mekanizmaya dönüştü. Hiç kimse sahada oynayan takımların gerçek yüzünü bilmiyor. Kim daha güçlü anlaşılmıyor. Kalite artacağına daha aşağıya gidiyor. Çünkü saha içi yönetimleri çok başarısız. "


2- "F.Bahçe’nin Şükrü Saracoğlu’ndaki derbilerdeki en büyük etkeni; 12. adamı... Futbolcularımız orada yüksek strese giriyor. Hakemler de korkuyor, ödleri patlıyor. Fenerli oyuncular o statta dokunulmazlık mertebesine ulaşıyor! "


3- " Bizim talebimiz, hakemlerin sahaya çıkıp normal kuralları uygulaması. Ama o baskıda bunu yapamıyorlar. İlk maçımızı hatırlayın. Keita bizim en önemli oyuncumuz. Roberto Carlos 7 saniye süren bir faul yaptı. Hakem de hep izledi. Sonra da Keita sinirlenip yumruk attı ve kırmızı kartı gördü. O maçta büyük hayal kırıklığı yaşadık. Bir de ofsayttan gol yedik. Bünyamin Gezer’in orada ödü koptu. Oysa mesleki açıdan korkusu olmaması lazım. Ama öyle korktu ki... Zaten derbilerin anlamı çok başka. Bu maçlar sadece 3 puanlık değil, hatta 6 puanlık bile değil. Daha öte. Bir de psikolojik etkileri oluyor. Psikolojik erozyona uğruyorsunuz. Mustafa Denizli benim çok eski arkadaşım. Son F.Bahçe-Beşiktaş karşılaşmasından sonra “Hakemlik yürek işi” dedi. Hiç konuşmazdı, o da konuştu. Ben de o söze ilave ediyorum: Hakemlerin Kadıköy’de ödleri patlıyor... "


4- "Büyük organizasyonlarda neden Türk hakemi yok, bunu sorgulamak lazım. Bütün hakemler mi kötü? Değil tabii... İdari anlamda iyi yönetilmiyorlar. MHK’yi yönetenler iyi yönetemiyor. Federasyon ona güvenmiş, görev vermiş ama Oğuz Sarvan bu işi yapamıyor. Geçen yıl Sivas maçında raporlar değişti, yalan beyanlar hazırlandı. Hepsinin raporunu tuttuk ama bir şey değişmedi. Genel kurulda beyaz sayfa açmalarını istedik ve onları destekledik. Ama değişen bir şey olmadı. Güvensizlik ortamı oluştu. Olmazsa, yapamıyorlarsa onu değiştirmek sizin işiniz. Sarvan’ın kötü niyeti yok. Ama beceremiyorlar. Vizyonları yetmiyor. Futbolu Mahmut Özgener ve Lutfi Arıboğan yönetiyor. Dürüstler ve art niyetleri yok. Ama telkinleri dikkate almıyorlar. “Biz biliriz, biz yönetiriz” diyorlar. Bu iş yıpratıcı. Sezon başında MHK’nin alternatifi düşünülebilirdi. Oysa hakemler dışında hiçbir sıkıntıları yok. Ayrıca federasyonun gitmesi de çözüm değil. "


Son bir ilave de benden olsun Bursaspor maçını Bünyamin Gezer yönetecek. Tıpkı Fenerbahçe maçında olduğu gibi. Sorun bu değil elbette Bünyamin Gezer Türkiye şartlarında iyi bir hakem.Ancak sen Kadıköy'deki maça ev sahibine tolerans geçebilecek hakemleri yollayıp, hakemin etki altında kalmasını sağlarsan, Ali Sami Yen'e polis yollanmasının sorgulanması gerekir.

Altına imzamı atarım , başkan %100 haklı
Nokta( bilgin gökberk stili)

20 Nisan 2010 Salı

Galatasaray'da Kaptanlık Zordur




Bu sabah Ntvspor'da Spor Servisi'ni izlerken çok da şaşıramadığım sıcak bir haber geldi. Arda ile Caner kavga etmişler, Arda Caner'in dudağını patlatmış. Burada önemli olan ne için kavga ettikleri değil. Muhtemelen çok önemli olmayan aralarında çözülebilecek bir sorundur. İki gün sonra kanka olurlar, Caner ortalar Arda vurur gol olur sarılırlar veya ne bileyim Bursaspor maçı öncesi çifte düğün olur. Zaten akşam Sabri'nin düğünü var . Taraftar önce Arda ile barışır sonra da Caner'i de getir biz bütünüz mesajını verirler.


Olayın önemli noktası Arda'nın kim olduğu. Galatasaray'da bir kaptan var, ve adı ne olursa olsun ister Baros olsun ister Keita olsun bir diğer futbolcu gelip kaptanına dayılanabiliyor. Daha da önemlisi kaptan olayın bu duruma gelmesine sebep oluyor. Bu anlık pozisyon kavgası falan değil , burası belli aralarında belli bir tatsızlık var. Ancak daha önemlisi Galatasaray için ortalama bir futbolcu yaş, mevki ne olduğuna bakılmaksızın kaptanıyla kavga ediyor, daha sonrasında biz de arada Ayhan , Emre Aşık ve yabancı futbolculara kaptanlık yapmasını bekliyorlar.


Ben hiç takım içinden bir oyuncunun Bülent Korkmaz'a ,Hakan Şükür'e veya Hagi ile kavga ettiklerini duymadım. Yemez çünkü. Onlar da öyle bir karizma vardı ki, onlar takımları için ölesiye savaşıp taraftarın önünde efsaneleştiler ki kimse onlara gıkını çıkartamazdı. Arda değil de bugün kaptan Hakan Şükür olsa hani yemez de Caner ,Hakan Şükür'ü itti diyelim. Caner haftasonu yedek başlatılır,sezon sonu gönderilirdi.
Daha büyümen gerek , taraftara küstüm ama şampiyon olursak barışırız demekle, sadece o pazubandı koluna takmakla, veya asist kralı olmakla Galatasaray'da kaptanlık yapılmadığını daha iyi görmüş oluyoruz.
foto kaynak: ligtv.com.tr
NOT: Fotolarda Emre Aşık'ta var, özlemişiz be, eğer iddia bu haftadan sonra kalmazsa artık Emre Aşık da oynasın

14 Nisan 2010 Çarşamba

Zirve 'de Aslan ve Kartal Hesapları


Beşiktaş ve Galatasaray liderin 5 , Fenerbahçe'nin 4 puan gerisinde 30. haftaya hazırlanıyorlar. Şu anda iki takımın kaderi birbirlerinin elinde gibi duruyor. Ligde 3. ve 4. lük arasında bir fark olmayacağı için bu haftasonundaki maçta Galatasaraylılar Beşiktaş'ı destekleyecekler. Gelecek haftada Beşiktaşlılar Galatasaray'ın Bursaspor'u yenmesini bekleyecekler. Şu anda Bursaspor ile Fenerbahçe'nin ciddi avantajları bulunuyor. Galatasaray'ın ve Beşiktaş'ın açısından bakacak olursa Galatasaray oynayacağı maçları kazanması, Bursaspor'un Ankaraspor ve Galatasaray maçları haricinde kalan 3 maçtan en azından birinde puan kaybetmesini bekleyecek. Evinde oynayacağı Gaziantepspor, Kayserispor veya Beşiktaş maçlarından rakibinin puan kaybetmesini bekleyecek. Bu hafta Beşiktaş'ın alacağı 1 puan sadece Galatasaray'a yarar. Beşiktaş mutlaka kazanmak zorunda ama Mustafa Denizli hesabını şampiyonluk değil de Şampiyonlar Ligi üzerine kurarsa yine hedefe ulaşabilir. Fenerbahçe oynayacağı son 5 maçtan bırakın 4 puan kaybetmeyi 8 puan kaybedebileceği fikstürü var. Galatasaray'ın istikrarsız gidişi Mustafa Denizli'ye Şampiyonlar Ligi hesabı yaptırabilir.
Beşiktaş ile Galatasaray puan olarak dezavantajlı konumda olabilirler. Fakat iki takımın da bütün maçlarını kazanırsa Şampiyon Galatasaray ,ikinci Beşiktaş olacak. Mustafa Denizli'nin geçen seneki söylemlerinin tutmuş olması, bu sene 32. hafta da 4 takımın birden potada olacağını söylemesi , Galatasaray'ın son kazanılan şampiyonlukta son 6 hafta bütün maçlarını kazanarak şampiyon olması Galatasaray'ı ve Beşiktaş'ı önemsememiz gerektiğini gösteriyor.

12 Nisan 2010 Pazartesi

GALATASARAY’A GEREKLİ ŞOK ETKİSİ VERİLDİ


GALATASARAY’A GEREKLİ ŞOK ETKİSİ VERİLDİ
Önce sessiz protesto, sonra sesli protestoyu izledik. Galatasaray gerek yönetim, gerekse Rijkaard , gerekse de ve en önemlisi taraftarın yarattığı şokla takım kendine geldi . Maçın ilk 5 dakikalık sessiz protesto sırasında sanki Galatasaray da takım olarak sessizliğin bitmesini bekledi. Tribünler dün akşam gösterdi ki bazı futbolcuların ismini çizdi. Ruhsuz Galatasaray’dan ben de dahil olmak üzere tüm camia bıkmıştı. Tepki tam zamanında tam ölçüsünde gerçekleştirerek Galatasaray’a gereken şok yapılmış oldu. Galatasaray çok iyi oynamadı. Hala bariz hatalar yapılmaya devam edildi , buna rağmen rakip kaleye atılan şutlar takım üzerinde yaratılan etkisiydi.
JO’NUN ÜZERİNİ ÇİZMEDİLER,RESMEN KARALADILAR
Dün gece Galatasaray taraftarı ve hatta Rijkaard bırakın Jo’nun üzerini çizmeyi resmen karaladılar. Bazıları taraftarsın oyuncuya sahip çıkmayacaksan tribünde ne işin var diyebilir ama yanılırlar. Biz ne İngiliz’iz ne de Alman’ınız bizi Jo öteki Avrupalarla karşılaştırdığını dün iyice anlamış oldu. Rijkaard da onu oyuna alarak taraftarın önüne attı. Profesyonel yaşamın gerektirdiği yaşamadığı için Galatasaray taraftarı ona gereken cezayı verdi.
BAŞROLDE 2 , YAN ROLLERDE 2, GERİ KALANI FİGURAN
Galatasaray’da dün 4 adam son derece iyi oynadı. Keita, Baros başrolü oynarken, Hakan Balta ve Neill yan rolleri başarılı oynadılar. Geri kalanı figüran olmaktan yine öte geçemediler. Geçtiğimiz haftalardan ders almayanlar yine vardı. Bunların başında Sabri geliyordu. İki tane çok önemli pas hatası yaptı ve haklı olarak Galatasaray taraftarı tepkisini gösterdi.
HAKAN BALTA SOL BEK’E GEÇMELİ!
Üzerinde durulacak bir diğer konu da Hakan Balta idi. Geçtiğimiz haftalarda yazdım, yine yazıyorum. Hakan Balta Galatasaray için son derece yararlı bir oyuncu. Ancak Rijkaard onu yanlış değerlendirdi. Caner’in bek oynamasını anlamıyorum. Yenilen gol yine Caner’in savunması gereken yerden geldi. Ancak işin daha ilginci pozisyonun içinde Caner yok. Hakan Balta asist yapacak oyuncunun üzerine giderken içerideki adam boş kaldı. Bu konunun hemen çözülmesi gerekiyor. Çünkü Hakan Balta stoperde değerlendirilirken Galatasaray’ın oynatmadığı stoperlere bir bakmak gerekir. Servet, Gökhan Zan, Emre Güngör, Emre Aşık…
MAN OF THE MATCH : BAROS
Man of the match olan Baros’u tartışmaya gerek yok. Ligin yaklaşık 20 maçında forma giymeyen bir futbolcu olarak ligi gol kralı olarak bitirme ihtimali olan bir futbolcuya tüm taraftarlar sahip çıktı. Taraftar bir Jo ‘lu dönemi düşünüp bir de Baros’lu dönemi düşününce Baros’a hakkını vermesini bilerek alkışlarla uğurladı.
EMRE ÇOLAK DE SOUZA
Dikkat çekmek istediğim bir diğer isim de oyuna sonradan giren Emre Çolak’tı. Emre Çolak’ın ismi Emre Çolak De Souza olsa eski kulübü Barcelona olsa Galatasaray bu çocuğa 10 milyon euro verir. Bizim Dos Santos’a değil Emre ‘ye ihtiyacımız var. Son derece isabetli şutlar çekmesi, ayağına hakim oluşundan dolayı belki Arda’yı da geçecek bir futbolcu bizi bekliyor. Gelecek sezonun flaş transferi değil belki ama gelecek sezon adından çok bahsettireceğine eminim.

Ufuk , Neill, Hakan Balta, Uğur, Emre Çolak, Keita, Baros haricindeki her oyuncu satılık. Parasını bulan satılır buna Arda, Elano ,Servet de dahildir.

25 Şubat 2010 Perşembe

Eyvah Bizim de Bir Guizamız Var !


Galatasaray bu gece Avrupa Ligi'ne veda etti veda etmesine de benim kafayı taktığım esas nokta Dos Santos. Hani Fenerbahçe Bursaspor'a 2-3 yenildi sanki bütün suçlu Guiza'ymış gibi herkes ona yüklendi. Ben de bir Fenerli nasıl Guiza'ya taktıysa aynı şekilde Dos Santos'a kafayı takmış durumdayım. Adamın 90.ncı dakikada girmesi beni ilgilendirmez, o iyi durumda olsaydı zaten Rijkaard onu oynatırdı. Ya arkadaş sen ne iş yaparsın, sen topçu musun yoksa bize piyangodan mı çıktın. Valla Guiza 'dan beter kimse farkında değil. En azından Guiza toptan kaçmayıp , yuhalanma uğruna çabalayıp durup gol kaçırıyor. Orta saha oyuncusuysan şu takıma en azından atağa çıkarken bir yardımcı ol. Yok ben orta sahada oynayamam ilerde beklerim diyorsan mahallede oynayan çocuklar gibi öyle yap, ileride bekle belki gol kaçırırsın onu da yapmıyorsun. Caner oyundan atıldığında Galatasaray 10 kişi kalmadı ,9 kişi kaldı. Çok şükür ki kökün bizde değil , sene sonunda yolun açık olsun, hadi yavrum anca gidersin.


edit: Ya arkadaş şu bloğa maçla ilgili bir resmini koyacağım, adam sanki oynamamış gibi adamın resmi de yok...

en azından hala sevgilisimidir bilmem ama bari sevgilisinin resmini koyayım da yorum boşa gitmesin

25 Eylül 2009 Cuma

UEFA'da Haftanın Fotoğrafı


Uefa.com'un haftanın fotoğrafı bölümüne Galatasaray takımı oyuncularının bir maç esnasında büyük ihtimalle bir golden sonraki birbirleriyle olan kucaklaşmaları, sevinçlerini birarada yaşamaları anı konu olmuş.
Takımın şuan içinde bulunduğu hava, futbolcuların birbirine ve takıma olan güveni bu fotoğrafta bence yeteri kadar betimlenmiş. Bu havayı kaybetmediği sürece hiç bir dış kuvvet Galatsarayı Avrupada ve Türkiyedeki hedeflerinden vazgeçiremeyecektir...

18 Eylül 2009 Cuma

GS Üçlemeye Devam Ediyor

Uefa kupası liglerinde ilk maçına çıkan cimbom, Panathinaikos'u 3-1 yenerek hanesine 3 puanı yazdı. Ortalama her maça 3 gol sığdıran GS bu sene hem TSL'de hem de UEL'de gümbür gümbür geliyor. GS'li oyuncular yorgun olmasına rağmen oyuncu kalitesi ile maçı kazanmayı biliyor. İyi top oynuyor. Rijkaard'ın futbol düşünce yapısı GS'ye çok uyuyor. CL'den 3. olarak gelecek takımları bilmiyorum ama GS bu sene UEFA Kupasının bana göre favorilerinden.

Panathinaikos boş takım değil. Zaman zaman çok etkili oldu, açık söylemek gerekirse ben Panathinaikos'u beğendim, gruptan kesin 2. çıkarlar. Twente'den çok çok daha iyi bir takım. Oldukça güçlü ve teknik oyuncuları var. Buna rağmen GS galibiyeti rahat aldı. GS'nin ileri dörtlüsü çok tehlikeli hepsinin futbol kafası çok iyi. Pasörler, golcüler hepsi görevini üst düzeyde yapıyor. Elano, Keita, Arda, Kewell, Baros... Çok kaliteli adamlar bunlar. GS'nin bu seneki maçları hep gollü geçecek. Ve genelde ya 2 ya da 3 farklı yenecek ya da yenilecek. Öyle bir oyun yapısı var. Rijkaard ileri hattının kailteli olmasından dolayı çok şanslı bence.

13 Eylül 2009 Pazar

Beşiktaş'ta 3 G' ye Geçti !


Dün geceki oynanan maç gösterdi ki futbol kalitesiyle vasatı aşamasa da Galatasaray'ın ne denli güçlü bir takım olduğu dün gece bir kez daha ispatlanmış oldu. Milli aradan ötürü yorgun bir Galatasaray seyretmek insanın pek hoşuna gitmese de Keita 'nın güzel hareketleri seyircileri keyiflendirmeye yetti.


Skor tahmini olarak yanılmama rağmen Galatasaray'ın göstermiş olduğu performans beklentilerimin altında kaldı. Maç sabaha kadar da oynansa Galatasaray'ın kazanacağı izlenimi Beşiktaş'ın Avrupa kupası maçı öncesi önemli sinyaller verdi. Serdar Özkan yakaladığı pozisyonları değerlendirseydi de bu maçın kazanananı değişmeyecekti.


Mustafa Denizli'nin gerginliği yüzünden okunuyor olması Beşiktaş için ayrı bir tehlike oluşturuyor. Sanki Mustafa Denizli altından kalkabileceği zorlu şartlardan başarılı çıkabilen bir hoca olmuşken; şampiyon takımın hocası olmayı kaldıramamış gibi gözüküyor. Beşiktaş yaptığı kadro takviyesine rağmen gidişatın bundan çok da parlak olmayacağını gösteriyor.


Yorgun Galatasaray ile Beşiktaş arasındaki fark teknik adamlardan başlıyor. Bir takımın hocası devamlı gergin ; bir tarafın hocası sakin. Gergin hocanın oyuncu tercihleri de yanlış olunca fark iyice ortaya çıkıyor.

Rijkaard'ın saha kenarındaki karizmasının Mustafa Denizli'den çok üstün olması aradaki farkı anlatmaya yetiyor. İki takımda üç aşağı beş yukarı benzer poziyonlar yakalıyor; biri daha klas ilerleyip klas goller atıyor; diğeri elindeki fırsatları da değerlendiremiyor. Aradaki fark bu kadar...


Maçın adamları:
1-Leo Franco
2- Abdul Kader Keita
3- Galatasaray Taraftarı

Maçın Hayal kırıklığı
1- Rüştü
2- Serdar Özkan
3- Mustafa Denizli

30 Ağustos 2009 Pazar

GS-BJK Maçı Ertelenmeli mi?


Beşiktaş, milli maçların ardından GS ile karşılaşacak. Maç büyük ihtimalle 12 Eylül 2009'da olacak. Ardından BJK CL'de 15 Eylül 2009'da Mancester ile karşılaşacak. Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde oynayacağı maçtan dolayı derbi maçının ertelenmesini istiyormuş.
Ben anlamıyorum Beşiktaş Yönetimini. Zaten kötü oynuyorsun, bir de GS'yi yenebileceğin tek zamanda erteleme istiyorsun. BJK'nın GS'yi şu şartlarda yenmesi çok çok zor. Belki Milli maçlar nedeniyle yenebilir. Çünkü daha önceden belirttiğimiz gibi GS'nin kadrosundaki çoğu oyuncu milli maçlara gidecek. Bu BJK için bir avantajdır. GS'li oyuncular yorgun dönecekler. BJK için bu bir şans. Bu yüzden maç iptal olmamalı. Buna ek olarak Manchester maçı öncesi GS ile oynamak büyük bir tecrübe olacaktır.

23 Ağustos 2009 Pazar

Biri Galatasaray'ı Durdursun!


Üç haftada 11 gol ve 9 puan... Böyle ofans hattına sahip bir takımı TSL'de yenmek çok zor. Şimdi spor camiası ikiye bölündü. %90 ı GS, çok güçlü ve şampiyonluğun tek adayı ve tek zorlanacağı maç FB maçı diyor. Lig erken bitebilir iddaaları... %10 luk kesim ise geçen senede GS'nin hemen hemen aynı kadroya sahip olduğunu puan kayıpları ileride gelir diyor. Neyse ben %10 luk kesmi kayda almıyorum. Geçen sene GS'de sakatlar ve Skibbe gerçeği vardı, sonrası malum. Bülent Hoca geldi, takım toparlayamadı. Bu sene hem ek kaliteli transferler var hem de sakatlıklar çok az.
****************************
Peki bu takım nasıl puan kaybedecek? Kim durduracak bu GS'yi? Açık söylemek gerekirse Kayseri'nin bugün bir hayli zorlayacağını düşünmüştüm. Kapalı KAyseri defansına bile 4 gol atıyorsan, rakip taraftarlara susmak düşer. Galatasaray'ın bir tek defansta sorunu var. O da ofans sayesinde yok oluyor. Topa daha çok sahip olan GS, bir nevi defans yapmış oluyor. Konudan sapmayalım. Kim durduracak Galatasaray'ı? Benim tek beklentim: MEDYA... GS'yi öve öve bitiremiyorlar. GS hakkında olağanüstü manşetler atıldığı sürece GS tehlikededir. Eğer GS'li oyuncular havaya girerlerse puan kayıpları başlar diye düşünüyorum. Diğer türlü GS çok büyük ihtimal şampiyon olur. Ancak geçen seneki gibi sakatlar artar ya da ne bileyim, GS li oyuncular maç seçer. O zaman düşüncem değişir. Ama şu şartlarda GS'yi TSL'de FB dışında yenecek takım yok gibi...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Arda Turan Dünya Yıldızı Olabilir


Dün oynanan Gaziantep- Galatasaray maçında her zamanki gibi Arda'ya gıcık oldum. Dün Rijkaard Arda'yı oyundan alırken hakem şu taraftan çık dedi, o hocayı kayde almayıp diğer taraftan çıktı. Hoca da kartına başvurdu. Açık söylemek gerekirse Arda hala kariyerinin farkında değil bence, kariyerinin farkında ise çok şımarık hareketler yapıyor. Arda çok iyi oynuyor, Türk futboluna çok şey kazandırıyor, ama tam bir futbolcu değil bana göre.
Adnan Polat'ı kutluyorum, dün durumun farkına varmış ve müdahele etmiş. Adnan Polat'ın Arda'ya mesajını aynen aktarıyorum.
Ligtv internet sitesinin haberine göre "Öncelikle seni tebrik ediyorum. Mükemmel oynadın. Ancak bu genç yaşında sana verdiğimiz sorumluğun,Galatasaray kaptanlığının gereklerini yerine getirmelisin. Hakem kararlarına itiraz etme. Arkadaşların tatsız diyaloglara girerlerse kaptan olarak onlara engel ol. Maçın sonunda sahaya girmen de hoş değildi. Bu takımın hem kaptanı, hem de yıldızısın, diğer arkadaşlarına örnek olmanı bekliyoruz. Herkes seni futbolun nedeniyle konuşmalı"
Kaynak: ligtv
Eğer Arda bu konuşmadan ders çıkarır ve olgunlaşırsa eminim kaliteli futbolu ve düzelmiş karakteri ile Dünya'nın en iyi 10 futbolcusu arasına girecektir. Hiç şüphem yok. Ancak aynı zihniyetle giderse Türkiye'de ilk 10 ile yetinmesini bilecek.

7 Ağustos 2009 Cuma

Sion ve Levadia Tallin Dayanamazlar!

Fenerbahçe 'nin rakibi Sion'u Galatasaray ile yaptığı karşılaşmalardan tanıyoruz. Galatasaray her karşılaştığında rahat bir şekilde elemişti. Bu sefer de Fenerbahçe turu en rahat atlayacak Türk ekibi olarak gözüküyor

Galatasaray'ın rakibi Levadia Tallin , Estonya temsilcisi oluşu ve Türk Milli Takımı da başta olmak üzere kuzey ülke futbollarının takımlarımıza ters gelişini göz önüne almama rağmen Galatasaray iki maçı da kazanarak turu geçecektir.

En zor kurayı Sivasspor çekmiş gözüküyor. Lucescu 'lu Shaktar Sivasspor ve Bülent Uygun'u yıkıp geçecektir. Bu kadar şanssız bir kura çekmelerine üzüldüm. Geçen yılın şampiyonu daha ön elemede rakip olduysa , onur mücadelesi verip, futbolun mucizesini aramaya devam etmek gerekir

Trabzonspor'un rakibini iddaa oynarken tanımıştım. Touluse geçen sezon Lille ile birlikte sezonun flaş takımlarıydılar. Son bir kaç hafta öncesine kadar Şampiyonlar Ligi mücadelesi vermişlerdi. Evlerinde yaptıkları çok basit hatalar neticesinde bu kupaya katılmak zorunda kaldılar. Evlerinde çok başarılı bir ekip olmasının yanı sıra , sağlam bir savunma hattına sahiplerdi. Bu sezon ki durumları hakkında net bir fikrim yok.

Ama ilk bakışta Galatasaray ve Fenerbahçe gruplara kalırlar, Trabzonspor ve Sivasspor çok büyük ihtimal eleneceklerdir.

Galatasaray'ın Rakibi Levadia Tallin


wikipedia dan aldığım bilgiler şu şekilde
"stonya ligi, 6 estonya kupası şampiyonlugu vardır. renkleri yesil-siyah ve beyazdır estonya'da 2009-2010 sezonu şampiyonluğunu da kimseye kaptırmayacağının sinyallerini veren takımdır. kurulduğu yıldan bu yana, 10 sezon oynamıştır estonya'da (1999) ve bu süre zarfında 5 lig, 6 eston kupası, 3 süper kupa olmak üzere toplamda 14 kupa kaldırmıştır. 2009-2010 sezonunda da az önce biten maçın ardından 9/9 yaparak, en yakın rakibi sillamae kalev'in 6 puan önünde lider olarak yoluna devam etmiştir, etmektedir. 9 maç sonunda averajı +31'dir, gol ortalaması 3'ün üzerindedir.

henüz 11 senelik bir mazisi olan, yeşil beyaz renklere sahip estonya ekibi. maçlarını 4750 kişilik kadrioru stadyumunda oynayan levadia' nın 6 lig şampiyonluğu bulunmaktadır. estonya milli takımında da yer alan tarmo neemelo takımın en etkili ismidir. *"

Galatasaray'a belirttiğim beş takım içerisinden en kolay ikinci takım gelmiş oldu. Futbolun mucizelerinden bir olmadığı takdirde Galatasaray bu turu geçecektir.

Galatasaray'ın Muhtemel Rakipleri


KKS Lech Poznan (POL)
FC Amkar Perm (RUS)
NAC Breda (NED)
FK Teplice (CZE)
FC Levadia Tallinn (EST)

Geçtiğimiz sezon UEFA kupasında Fransa'nın Nancy, Hollanda'nın Feyenoord takımlarını altta bırakarak gruplardan çıkan Lech Poznan bir sonraki turda 2-2 ve 2-1 lik skorlarla elenmişti. Geçtiğimiz sezon adını daha sık duymaya başladığımız Lech Poznan Polonya ligindeki ilk maçını galibiyetle tamamladı.

Rus temsilcisi geçtiğimiz sezonu 4. bitirerek avrupa bileti almaya hak kazanmıştı. Rusya liginde iç saha mücadelelerinde başarılı olan Rus ekibi bu sezon ligde 12. sırada yer almaktadır.

Hollanda ekibi geçtiğimiz sezon play-off 'u geçerek avrupa bileti alabildi.

Her ne kadar bir Rus takımı ile eşlenmenin Galatasaray'ı zorlayacağını bilsem de Galatasaray'ın rakibini düşünmesinden çok; Galatasaray'a rakip olacak takım Galatasaray'ı düşünse iyi olacak.
Galatasaray'a bu torbadan hangi takım gelirse ona yazık olacak diyerek sözlerimi tamamlıyorum .

Gönlümdeki rakip Çek Temsilcisi Teplice

Antep Maçı Niye 45 Derecede 19.30 da

Dün Galatasaray taraftarının haklı bir isyanı vardı. Haftasonu deplasmanda oynanacak Gaziantepspor maçının 19.30 oynatılacak olması haklı itiraz oluşturdu. Fenerbahçe aynı gün Denizli 'de 21.45 'te oynayacakken Galatasaray Gaziantep gibi sıcak bir şehir de 19.30 da oynayacak olması hiç de adaletli değil. Şayet aynı anda iki maçın yayınlanması sorun oluşturuyorsa Galatasaray'ın maçı ile Fenerbahçe'nin maçının yer değiştirilmesini veya Gaziantepspor-Galatasaray maçını 20.15 'e , Denizlispor-Fenerbahçe maçı 22.00'ye alınması daha uygun olacaktır.

Federasyon daha ilk günden fikstür konusunda böyle davranırsa kışın soğuk günlerinde nasıl davranacağını kestirmek hiç de zor değil

Galatasaray 'da İdeal 11 Yok, İdeal 18 Var...


Dün akşam seyrettiğimiz Galatasaray izleyenlere büyük keyif verdi. Ne zamandır bu kadar rahat bir maç izlememiştik işin doğrusu. Rakibin zayıf oluşunu elbette göz önüne almak gerekir fakat Galatasaray oynadığı futbolun hakkını vermezsek izlemeyenler yanılmış olur. Dün akşam sahaya çıkan takımın bir önceki Netanya maçında oynamayan futbolcuların ağırlıkta olduğunu da belirtmek gerekir.

Sadece ilk 45 dakikada izleyebildiğimiz Keita 'nın ayağına top çok yakışıyor. Attığı güzel golden çok attığı taklaları Şükrü Saraçoğlu'nda , İnönü 'de ve Avrupa Ligi'nde karşılaşacağımız rakiplerin kendi sahasında atabilecek olması dün Galatasaray taraftarlarını ayrıca keyiflendirdi.

Takıma yeni girenlerle, yedek kalması muhtemel oyuncuların performanslarının ölçüleceği maç olması ve filmin sonunda mutlu son olması taraftarları keyiflendirdi.

Galatasaray 'da Elano ve Baros'un eksikliğine rağmen bu kadar hücum gücünün yüksek olması bu sezon için oldukça ümit vericiydi. Nonda'nın dünkü maçta ortaya koyduğu performanstan sonra bu adam 1 senedir nerede sorusunu akıllara getirdi. Hakan Şükür ile yaşadığı antilop muhabettinden sonra kendisinin de benzer davranışları sergilemesi taraftarın yoğun tepkisini çekiyordu. Ben de dahil olmak üzere performansını sahaya yansıtmak istemeyen Nonda'nın gönderilmesini isteyenlere inat dün iyi bir forvet kimliği ortaya koydu. İlk sezonunda başarılı bir performans koyup, geçen sezon yatan Nonda yeni transferlerle pabucun pahalı olduğunu anlamış. Nonda bu kadar istekli oynamaya devam ederse Baros'un mu esas forvet olması gerektiği, Nonda nın mı esas forvet olması gerektiği tartışılacaktır.

Dün bana göre sahanın en iyi 2 ismi 2 Türk 'tü. Onlar belki gol atmadılar ,ama bol bol asist yaptılar.Aydın 'a son iki maçta bir haller oldu, beklediğim Aydın bu. Onda bu potansiyel olmasına rağmen, geçen sezon yeterince şans almasına rağmen değerlendiremeyen Aydın da takımda kalma savaşını dün akşam kazanmış oldu. Aydın geçen günlere, yapılan transferlere inat bu takımın önemli bir parçası olduğunu kanıtladı.

Bir diğer yıldız da Arda Turan'dı. Türkiye 'nin en oyun zekası yüksek, en bileklerine sahip futbolcu olması Arda'yı duraklatmıyor, olabildiğince günden güne iyi hale getiriyor.


Tobol maçından sonra eleştiri yapanlar, taktiği eleştirenler, kadro seçimini eleştirenlerin şu an için susup oturmaktan başka yapacakları yok. Rijkaard'ın ne kadar adaletli bir hoca olduğunun farkına varamayıp, başka teknik adamlar gibi 2. turda esas kadroyu sahaya sürmesini bekleyenlerin yaşadığı yanılgı onlara ders olacak gibi...

Rijkaard adaleti işliyor, futbolcuların da bunun farkında olduğunu dün gece görmüş olduk. Nasıl olsa Gökhan Zan- Servet var deyip Emre Aşık- Emre Güngör oynamamazlık etmediler.

Bu sezon Galatasaray'ı bol taklalı, bol duran top organizasyonlu goller bekliyor. Geçen sezon alınan 5. likte bile yönetime sahip çıkan taraftar, bu sezon bunun mükafatını alacaktır.

Galatasaray'da bu sezon ideal 11 diye bir şey olmayacak. Galatasaray da ideal 18 var olacak. Geçtiğimiz sezon yaşanan sakatlıklar canımızı epey sıkmıştı, fakat bu sezon bu türlü bir sıkıntı olmayacak gibi duruyor. Kimin yedek futbolcu, kimin as futbolcu olacağını sezon içinde göreceğiz.

30 Temmuz 2009 Perşembe

Hayallerinizin Bittiği Yerde Gerçeklerimiz Başlar


İnsanın inanası gelmiyor ama son iki senedir Galatasaray yönetimi transfer bombalarını patlatmadan duramıyorlar. Galatasaraylıyım diye demiyorum ama bu işi çok iyi biliyorlar. Lincoln'ü teknik olarak beğensem de Galatasaray takımına yakışmayacak hareketler içinde bulunması herkesin sabrını yeterince zorlamıştı. Bu sezon yollar ayrıldı. Ve yerine gelecek isim de belli oldu. Bu isim Elano Blumer

Mancester City 'li Elano'nun Premier Lig 62 maçta 14 gol attığı , Brezilya Milli Takımında ise 35 maçta 6 gol attığı gelen bilgiler arasında. Hala da Brezilya milli takımı forması giydiğini de belirtmemde yarar var. Bu haber gerek UEFA nın resmi sitesinde gerekse de dünya genelinde sükse yaptı.

Premier Ligi izlemiş olanlar bilir ki Elano duran toplarda çok usta bir isim. Galatasaray'ın Hagi'den sonra yaşadığı en büyük sorunlardan biri duran top kullanacak usta bir isme sahip olamayaşıydı. Bu transfer ile bu sorun çözüldü. Eski hocası Mark Hughes 'un Elano 'nun duran toplardaki yeteneğini öve öve bitiremediğini de söylemek gerek. Bugün Mancester City'nin resmi internet sitesinde de Elano'ya hem Galatasaray'daki hem Brezilya milli takımındaki görevi için bol şans dilendi. İnternette takip ettiğim kadarıyla Mancester City taraftarı da bu oyuncunun gidişine üzülmüş durumda. Transfer piyasasına çok hızlı giriş yapan İngiliz takımı kadrosunu rahatlatmak için bu transfere onay verdiği biliniyor. Şayet bu güçlü para akışı olmasaydı Elano'nun Türkiye'ye gelmesi imkansızdı. Daha 30 Nisan da Mark Hughes'in verdiği demeçte Elano ile yeni sözleşme imzalamaları yönündeydi. Bu yabancı sermayenin İngiliz takımına girişi Galatasaray'a da yaramış oldu.

Keita dan sonra Elano transferi Galatasaray yönetiminin vizyonun ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Herkes bu transferi ayakta alkışlayacak; yönetim takdir edilecek.
Çünkü Hayallerinizin Bittiği Yerde Gerçeklerimiz Başlar.

http://www.mcfc.co.uk/News/Team-news/2009/April/Spot-king-Elano-gives-boss-the-shivers

http://www.mcfc.co.uk/News/Team-news/2009/July/Elano-leaves-for-Turkey

http://www.uefa.com/competitions/uefacup/news/kind=1/newsid=867444.html

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Mor Forma Galatasaray'a Yakışmamış


Galatasaray 'ın bu sezon giyeceği formaların tanıtımı önceki gün yapıldı. Tabi ki herkesin konuştuğu forma mor renkli forma oldu. Geçtiğimiz senelerde altın sarısı, açık mavi , vişne ve turuncu renklere sahip formaları görmüştük. Bunların içinden en çok vişne rengi olan formayı sevmiştim. Mor renkli formayı açıkçası beğenmedim ancak Galatasaray'ın resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre mor renkli formanın satışı açık ara öndeymiş.

Galatasaray'ın veya diğer kulüplerin alternatif bir forma rengine sahip olmasını anlıyorum fakat bu formanın renginin devamlı değiştirilmesinden yana değilim. Sanki her sezon başka bir kimliğe bürünmek gibi geliyor. Geçen sezon ki turuncu formanın birçok arkadaşım tarafından da sevildiğini bildiğimden dolayı keşke turuncu formayla devam etselerdi. Turuncu formayı sevmemde sarı ile kırmızının birleşeni olmasının yanı sıra Hollandalıları hatırlatması ayrıca hoşuma gidiyordu.



Galatasaray'ın formalarını Adidas gibi bir dünya markası üretiyor olmasına rağmen formaların designından da memnun olmadığım için bu formaları almam mümkün değil.

Ayrıca kulübün lisanslı ürünlerini almaya meyilli birisi olmama rağmen kulübün tekstil ürünlerini beğenmediğimi de söylemek istiyorum. Tamam taraftar olarak formaları alarak kulübe destek olunması gerekiyor fakat hem milli takıma forma hazırlayan firmanın hem de Galatasaray'a forma hazırlayan bu dünya devi firmaların biraz daha orjinal formalar hazırlasalar satışları daha da artacaktır.

Seneye de çingene pembesi veya fıstık yeşili bir forma göreceğiz diye korkuyorum.

24 Temmuz 2009 Cuma

Acı Çekerek Turu Geçtik!


Maçtan önce Rijkaard :''Önemli olan şu ki galibiyeti ve bir sonraki tura geçmeyi istediğimiz. Kağıt üstünde bakıldığında, Galatasaray ile Tobol karşılaştırıldığında kolay görünüyor. Ama sonuçta kolay değil, takımımızın acı çekmesi lazım. Bunda kastım, futbolcularımızın yüzde 100 performanslarını ortaya koyması lazım. O yüzden benim için heyecan verici bir maç olacak. Umarım taraftarlarımızla güzel bir bütünleşme olur ve başarılı bir sonuç alırız'' demişti. Ben de böyle tahmin ediyordum ve dediği oldu.

Galatasaray dün de gösterdi ki henüz hazır değil ; fakat yavaş yavaş aslar takıma girmeye başladı. Galatasaray bu maçtan sonra söylenmesi gereken ilk şey : "Yaser Yıldız'ın kiralanması gerektiğidir." valla ilk devre boyunca sinirlerim alt üst oldu. Bir futbolcu takımına hiç bir katkı sağlamadan Galatasaray forması nasıl giyebilir , anlamak mümkün değil. 2 metre yakınındaki arkadaşına pas veremedi. Galatasaray 'da oynamak bu kadar kolay olmamalı. Ben özellikle forvetlerde sahip olduğu özellikleri düşünürüm. Hani baz maçlarda kötü oynar ama rakibin özellikleri forvet oyuncusunun özelliklerini kapatabilir. Ben Yaser'in Galatasaray'da oynamasına yetecek bir özelliğini göremiyorum. Ne isabetli şut çekebiliyor, ne pivot olarak oynuyor, ne süratli olup arkadaşlarını pozisyona sokabiliyor. Galatasaray da forvet oynayan herhangi bir adam 10 golden aşağı sezonu kapatmamalı. Rijkaard onu oyundan çıkarmak için ikinci devreyi beklediği için ona altın sabır ödülünü veriyorum.

Bir diğer anlatılması gereken kişi Serdar Eyilik'tir. Serdar sakatlanana kadar çok iyi oynadı. Ayağına çok hakim bir oyuncu. Uzun pasları, orta kesmesini çok iyi buldum. Şutları nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Galatasaray' da Sabri , Servet ve Mehmet Topal dışında 18 dışından şut çeken oyuncu da pek yok zaten. Serdar sezonu böyle devam ettirebilirse bu sezon Galatasaray'ın yararlanacağı isimlerden biri olacaktır.

Diğer anlatılması gereken kişi Rijkaard'dır. Adam haklı çıktı ve acı çektiği suratın belliydi. Rakip takım o kadar kötüydü ki bazı pozisyonlarda iki maçta da gülmekten öldüm. İlk maçta Ercan Taner rakip takım için" Topu aldıkları zaman Televizyonda yarışma programına katılmış gibi heyecenlanıyorlar" gibisinden bir ifade kullanmıştı. İlk maçta hiç bir darbe almadan kendini yere atan futbolcuları vardı. Bu maçta da bir kaç tane futbolcu yanlarında kimse olmamasına rağmen koştukları yerde düştüler. O an benim içimden geçenler Rijkaard'ın da içinden geçtiğine eminim. Şuna da katılmıyorum ama Türkiye'de ikinci ligde bile oynamazlar ifadesi saçma. Kalitesiz futbolculardan kurulu olsalar bile organize bir takımlar. İkinci ligde bu kadar organize takım olması zor. Oyun disiplininden kopmamaları, kendi çaplarına göre iyi savunma yapmalarını göz ardı etmemek gerekir.

Bahsedilemesi gereken diğer isim de Arda'dır. Arda bu maçta sahanın yıldızıydı. Rakip zayıf bir ekip olduğu için Arda'nın bu performansını çok ciddiye almıyorum. Bu performansı zorlu rakipler karşısında da devam ettirirse beni yanıltmış olur. Arda bu maçta 10 numaranın hakkını vermiştir.

Bahsedilmesi gereken bir nokta da D-Smart'tır. Lig Tv ile aralarında dağlar kadar fark var desek abartmış olmam. Gerek görüntü kalitesi; gerekse de spikerin sıkıcılığı ve komikliği D-Smart açısından kötü bir durum. Bu maçlar için Ntv 'den spiker kiralasalar çok iyi olur. Rakip takıma güldüğüm kadar spikerin ifadelerine de güldüm dersem ne dediğimi anlamış olursunuz. Şayet D-Smart bu altyapı ile Lig yayını ihalesine girecekse hiç girmesin; biz de 10 sene önceki yayınlara dönmemiş oluruz. Lig Tv'nin yayın kalitesi bu maçlarda daha belli oluyor.

Dün alınan galibiyet tur için önemli fakat ilerleyen turlar öncesi alarm veriyor. Galatasaray durarak oynuyor. Bir sonraki maç bu kadar kolay geçmeyecektir.

17 Temmuz 2009 Cuma

Rijkaard Var Orada Sen Ne Konuşuyorsun?


Bugün gazetelerde ve internet ortamında birçok insan Galatasaray ı Tobol ile berabere kaldı diye eleştiriyorlar. Kimisi 4-3-3 neymiş onu tartışıyorlar ; kimisi 4-5-1 oynasın diyor. Bunların kaçı taktikten anlar; hazırlık döneminden ne anlar? Yok Tobol kötü takımmış da Galatasaray onu bile yenemiyormuş da bunlarla ilgileniyorlar. Taktiği ve futbolcuyu hoca belirler; insanlar beğenebilir veya beğenmeyebilir. Eleştiri de yapabilir fakat kimse Galatasaray 4-3-3 oynamasın şunu oynasın diyemez. Taktik bambaşka bir olaydır. Bu ülkede eleştirmek en kolaydır. Ne Rijkaard ı ne Skibbe yi ne de Gerets i hiç bir zaman taktiksel açıdan eleştirmedim. Çok nadir olarak eldeki kadroda değerlendirilmeyen oyuncuların neden oynatılmadığını irdeledim.

Şayet dün Galatasaray Tobol gibi bir rakibe karşı bile as takımı sürseydi sahaya, o zaman eleştirirdim Rijkaard ı. Rijkaard çok doğru bir strateji izlediğini göremeyenlere ağır ol da molla sansınlar diyorum.

Galatasaray yedek takımıyla bile bu takımı eler. Ama dünkü takımda sahaya ilk 11 de çıkan Erhan, Yaser,Aydın, Alpaslan gibi isimlerin geçen sezon kaç resmi maçta oynadıklarını bilmedikleri ortaya çıkıyor. Bundan bir ay önce Adnan Polat ın taraftardan ve camiadan isteği sabırdı. Daha ilk günden sabır gösterilememesi Galatasaray ın önündeki en büyük engel. Dün Del Basque ye Tigana ya Skibbe ye sabır gösteremeyenler Rijkaard ı eleştirmek için hazır kıta beklendiğinin yönetim farkında. İnsanların geçmişten ders çıkarmadıkları kulüplerin Avrupadaki karnesinden anlaşılıyor. Geçen sezon bu zamanı çok iyi hatırlıyorum. Fenerbahçe Ağustos ayında MTK'ya 5-0 yendiğinde kimse bizi tutamaz; Aragones çok iyi hoca diyorlardı. Sezon sonunda neler konuşulduğu ortada

Daha önce de yazmıştım ki Del Bosque geldiği ilk dönemde başarılı değildi fakat tam takımı toparlamaya başlamışken alınan bir yenilgi sonu oldu. Geçen sezonun son iki ayına kadar (stadyuma gelen gruplar hariç) maçlarını bile izlemek istemeyen , Beşiktaş yönetimini yerden yere vuranlar bugün takımlarının ne kadar iyi olduğunu söylüyorlar. Başkan da o kadar havaya girmiş ki 5 sene üst üste şampiyonluk sözü veriyor. Neye dayanarak söz verdiği belli değil. Acaba Serdar Bilgili den sonraki dönemde neler yaşandığına bakmışmıdır. Lig de şampiyonluğu belirlenmesinde çok fazla etkenin payı olduğundan haberi var mıdır? Mesela bunlardan biri reytingtir. Ben onun için diyorum ki Galatasaray ve Fenerbahçe şampiyonluk yarışına her zaman bir adım önde başlarlar; onların her ikisinin de kötü olduğu bir dönem varsa Beşiktaş havaya sokulur; çünkü taraftar futbol pazarına para bıraksın diye. En basitinden söylemek gerekirse geçtiğimiz sezonun son haftasında bir cafede maç izlemeye gittim . Cafe işletmecisi kan ağlıyor. Neden mi? Sadece üç tane Beşiktaşlı maç izliyor. İşletmeci örnek vererek :" Sezon ortasındaki en sıradan Galatasaray- Konyaspor maçında burası full çeker. Fenerbahçeli olmama rağmen biz olamadıysak keşke Galatasaray şampiyonluğa oynasaydı,en azından işimize bakardık." diyor. Bu futbol piyasasından küçük bir örnek ; bunun gazetelere , televizyon reytinglerine yansımasını da siz düşünün. 5 sene üst üste şampiyon olmanın değeri, Sivassporun şampiyon olmasından daha zor bir şeydir.

Konunun başına dönecek olursam daha önce de söylediğim gibi sabırdır. Öyle veya böyle bu takımın patronu Frank Rijkaard ve Neskenstir. Aragones ve Del Bosque gibi kariyerinin son dönemicinde değil; vitesi artırdığı dönemde gelmiştir. Tüm Galatasaraylıların kalbi ferah olsun , Galatasaray şampiyon olur veya olamaz ama Galatasaray revizyonun son virajında iyi bir pilotla yola devam edecektir.