frank rijkaard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
frank rijkaard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2009 Cuma

Acı Çekerek Turu Geçtik!


Maçtan önce Rijkaard :''Önemli olan şu ki galibiyeti ve bir sonraki tura geçmeyi istediğimiz. Kağıt üstünde bakıldığında, Galatasaray ile Tobol karşılaştırıldığında kolay görünüyor. Ama sonuçta kolay değil, takımımızın acı çekmesi lazım. Bunda kastım, futbolcularımızın yüzde 100 performanslarını ortaya koyması lazım. O yüzden benim için heyecan verici bir maç olacak. Umarım taraftarlarımızla güzel bir bütünleşme olur ve başarılı bir sonuç alırız'' demişti. Ben de böyle tahmin ediyordum ve dediği oldu.

Galatasaray dün de gösterdi ki henüz hazır değil ; fakat yavaş yavaş aslar takıma girmeye başladı. Galatasaray bu maçtan sonra söylenmesi gereken ilk şey : "Yaser Yıldız'ın kiralanması gerektiğidir." valla ilk devre boyunca sinirlerim alt üst oldu. Bir futbolcu takımına hiç bir katkı sağlamadan Galatasaray forması nasıl giyebilir , anlamak mümkün değil. 2 metre yakınındaki arkadaşına pas veremedi. Galatasaray 'da oynamak bu kadar kolay olmamalı. Ben özellikle forvetlerde sahip olduğu özellikleri düşünürüm. Hani baz maçlarda kötü oynar ama rakibin özellikleri forvet oyuncusunun özelliklerini kapatabilir. Ben Yaser'in Galatasaray'da oynamasına yetecek bir özelliğini göremiyorum. Ne isabetli şut çekebiliyor, ne pivot olarak oynuyor, ne süratli olup arkadaşlarını pozisyona sokabiliyor. Galatasaray da forvet oynayan herhangi bir adam 10 golden aşağı sezonu kapatmamalı. Rijkaard onu oyundan çıkarmak için ikinci devreyi beklediği için ona altın sabır ödülünü veriyorum.

Bir diğer anlatılması gereken kişi Serdar Eyilik'tir. Serdar sakatlanana kadar çok iyi oynadı. Ayağına çok hakim bir oyuncu. Uzun pasları, orta kesmesini çok iyi buldum. Şutları nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Galatasaray' da Sabri , Servet ve Mehmet Topal dışında 18 dışından şut çeken oyuncu da pek yok zaten. Serdar sezonu böyle devam ettirebilirse bu sezon Galatasaray'ın yararlanacağı isimlerden biri olacaktır.

Diğer anlatılması gereken kişi Rijkaard'dır. Adam haklı çıktı ve acı çektiği suratın belliydi. Rakip takım o kadar kötüydü ki bazı pozisyonlarda iki maçta da gülmekten öldüm. İlk maçta Ercan Taner rakip takım için" Topu aldıkları zaman Televizyonda yarışma programına katılmış gibi heyecenlanıyorlar" gibisinden bir ifade kullanmıştı. İlk maçta hiç bir darbe almadan kendini yere atan futbolcuları vardı. Bu maçta da bir kaç tane futbolcu yanlarında kimse olmamasına rağmen koştukları yerde düştüler. O an benim içimden geçenler Rijkaard'ın da içinden geçtiğine eminim. Şuna da katılmıyorum ama Türkiye'de ikinci ligde bile oynamazlar ifadesi saçma. Kalitesiz futbolculardan kurulu olsalar bile organize bir takımlar. İkinci ligde bu kadar organize takım olması zor. Oyun disiplininden kopmamaları, kendi çaplarına göre iyi savunma yapmalarını göz ardı etmemek gerekir.

Bahsedilemesi gereken diğer isim de Arda'dır. Arda bu maçta sahanın yıldızıydı. Rakip zayıf bir ekip olduğu için Arda'nın bu performansını çok ciddiye almıyorum. Bu performansı zorlu rakipler karşısında da devam ettirirse beni yanıltmış olur. Arda bu maçta 10 numaranın hakkını vermiştir.

Bahsedilmesi gereken bir nokta da D-Smart'tır. Lig Tv ile aralarında dağlar kadar fark var desek abartmış olmam. Gerek görüntü kalitesi; gerekse de spikerin sıkıcılığı ve komikliği D-Smart açısından kötü bir durum. Bu maçlar için Ntv 'den spiker kiralasalar çok iyi olur. Rakip takıma güldüğüm kadar spikerin ifadelerine de güldüm dersem ne dediğimi anlamış olursunuz. Şayet D-Smart bu altyapı ile Lig yayını ihalesine girecekse hiç girmesin; biz de 10 sene önceki yayınlara dönmemiş oluruz. Lig Tv'nin yayın kalitesi bu maçlarda daha belli oluyor.

Dün alınan galibiyet tur için önemli fakat ilerleyen turlar öncesi alarm veriyor. Galatasaray durarak oynuyor. Bir sonraki maç bu kadar kolay geçmeyecektir.

17 Temmuz 2009 Cuma

Rijkaard Var Orada Sen Ne Konuşuyorsun?


Bugün gazetelerde ve internet ortamında birçok insan Galatasaray ı Tobol ile berabere kaldı diye eleştiriyorlar. Kimisi 4-3-3 neymiş onu tartışıyorlar ; kimisi 4-5-1 oynasın diyor. Bunların kaçı taktikten anlar; hazırlık döneminden ne anlar? Yok Tobol kötü takımmış da Galatasaray onu bile yenemiyormuş da bunlarla ilgileniyorlar. Taktiği ve futbolcuyu hoca belirler; insanlar beğenebilir veya beğenmeyebilir. Eleştiri de yapabilir fakat kimse Galatasaray 4-3-3 oynamasın şunu oynasın diyemez. Taktik bambaşka bir olaydır. Bu ülkede eleştirmek en kolaydır. Ne Rijkaard ı ne Skibbe yi ne de Gerets i hiç bir zaman taktiksel açıdan eleştirmedim. Çok nadir olarak eldeki kadroda değerlendirilmeyen oyuncuların neden oynatılmadığını irdeledim.

Şayet dün Galatasaray Tobol gibi bir rakibe karşı bile as takımı sürseydi sahaya, o zaman eleştirirdim Rijkaard ı. Rijkaard çok doğru bir strateji izlediğini göremeyenlere ağır ol da molla sansınlar diyorum.

Galatasaray yedek takımıyla bile bu takımı eler. Ama dünkü takımda sahaya ilk 11 de çıkan Erhan, Yaser,Aydın, Alpaslan gibi isimlerin geçen sezon kaç resmi maçta oynadıklarını bilmedikleri ortaya çıkıyor. Bundan bir ay önce Adnan Polat ın taraftardan ve camiadan isteği sabırdı. Daha ilk günden sabır gösterilememesi Galatasaray ın önündeki en büyük engel. Dün Del Basque ye Tigana ya Skibbe ye sabır gösteremeyenler Rijkaard ı eleştirmek için hazır kıta beklendiğinin yönetim farkında. İnsanların geçmişten ders çıkarmadıkları kulüplerin Avrupadaki karnesinden anlaşılıyor. Geçen sezon bu zamanı çok iyi hatırlıyorum. Fenerbahçe Ağustos ayında MTK'ya 5-0 yendiğinde kimse bizi tutamaz; Aragones çok iyi hoca diyorlardı. Sezon sonunda neler konuşulduğu ortada

Daha önce de yazmıştım ki Del Bosque geldiği ilk dönemde başarılı değildi fakat tam takımı toparlamaya başlamışken alınan bir yenilgi sonu oldu. Geçen sezonun son iki ayına kadar (stadyuma gelen gruplar hariç) maçlarını bile izlemek istemeyen , Beşiktaş yönetimini yerden yere vuranlar bugün takımlarının ne kadar iyi olduğunu söylüyorlar. Başkan da o kadar havaya girmiş ki 5 sene üst üste şampiyonluk sözü veriyor. Neye dayanarak söz verdiği belli değil. Acaba Serdar Bilgili den sonraki dönemde neler yaşandığına bakmışmıdır. Lig de şampiyonluğu belirlenmesinde çok fazla etkenin payı olduğundan haberi var mıdır? Mesela bunlardan biri reytingtir. Ben onun için diyorum ki Galatasaray ve Fenerbahçe şampiyonluk yarışına her zaman bir adım önde başlarlar; onların her ikisinin de kötü olduğu bir dönem varsa Beşiktaş havaya sokulur; çünkü taraftar futbol pazarına para bıraksın diye. En basitinden söylemek gerekirse geçtiğimiz sezonun son haftasında bir cafede maç izlemeye gittim . Cafe işletmecisi kan ağlıyor. Neden mi? Sadece üç tane Beşiktaşlı maç izliyor. İşletmeci örnek vererek :" Sezon ortasındaki en sıradan Galatasaray- Konyaspor maçında burası full çeker. Fenerbahçeli olmama rağmen biz olamadıysak keşke Galatasaray şampiyonluğa oynasaydı,en azından işimize bakardık." diyor. Bu futbol piyasasından küçük bir örnek ; bunun gazetelere , televizyon reytinglerine yansımasını da siz düşünün. 5 sene üst üste şampiyon olmanın değeri, Sivassporun şampiyon olmasından daha zor bir şeydir.

Konunun başına dönecek olursam daha önce de söylediğim gibi sabırdır. Öyle veya böyle bu takımın patronu Frank Rijkaard ve Neskenstir. Aragones ve Del Bosque gibi kariyerinin son dönemicinde değil; vitesi artırdığı dönemde gelmiştir. Tüm Galatasaraylıların kalbi ferah olsun , Galatasaray şampiyon olur veya olamaz ama Galatasaray revizyonun son virajında iyi bir pilotla yola devam edecektir.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Zayton Cup'ta Galatasaray'ın Anlattıkları


Galatasaray'ın Almanya'da katıldığı turnuvadaki performansı sezon başı için kötü olduğunu söyleyemeyiz. Galatasaray'ın Leverkusen ile oynadığı maç da dahil olmak üzere gençlere çok sık bir şekilde yer verildiğini gördük. Serdar Eyilik ve özellikle Emre Çolak'ın yıldızları parladı. Emre'nin as takım için hazır olduğunu söylemenin yanlış olacağını düşünüyorum. Şutları ve kaleye dikine oynayabilmesi en büyük artısı fakat fizik olarak yetersiz gördüm. TSL 'de mücadelelerin sert geçtiğini düşünürsek fiziksel yapısını güçlendirmesi gerekiyor.

12 Haziran 2009 tarihinde Arda'nın yeni kaptan olacağını bilmeyenlere söylemiştik. Arda'nın kaptanlığa getirilişini erken bulan birisi olduğumu o günkü yazımda dile getirmiştim. Karakteri oturmuş , fevri hareketlerden kaçabilecek bir ismin kaptan olması daha iyi olurdu. Galatasaray'da bu görevi yerine getirebilecek en az üç tane çok iyi profesyonel vardı. Bunların başında Kewell geliyordu. Kewell gerektiğinde sahada olmasa bile bu takıma kaptanlık yapabileceğini düşünüyordum. Gelgelelim Arda'nın kaptanlığının yanı sıra 10 numaralı göreve soyunacak olması ben de ayrı bir tereddüt yaratıyor. Arda'nın 10 numara giymesi her Galatasaraylıyı gururlandıracaktır ancak Arda'nın kanatlarda verimli olabileceğini düşünüyorum.

Kafama takılan bir nokta var ki burası çok önemli: Sezon biterken Adnan Polat takımın sahadaki beyninin Arda olacağını açıklamıştı. Daha o günlerde Lincoln'den ümidi kesmiş olmasının önemi yok fakat Arda'nın gelecek sezon için hem kaptanlığını hem de mevkisini belirlemişti. Acaba Adnan Polat bu mevki değişikliğini Rijkaard'a kendisi mi söylemiştir yoksa Rijkaard başka 10 numaraya ihtiyaç yok, Arda 10 numarayı giyebilir mi demiştir burası da ayrı bir muammadır.

Hazırlık maçlarında en olumsuz bulduğum taraf savunmanın henüz oturmayışıydı. Leverkusen birkaç sefer ara toplarla Galatasaray savunmasının arkasına kolayca sarkması en tedirgin edici noktaydı.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

4-3-3 ve Galatasaray


Galatasaray’ın Teknik Direktörü Frank Rijkaard kafasındaki sistemi açıkladı; 4-3-3…

4-3-3 oynamak hiç kolay değil. Galatasaray önümüzdeki sezon bu sistemle sahaya çıkarsa çok yara alır diye düşünüyorum. Neden mi?Öncelikle bu sistemi uygulamak için ön liberonun hem ofansif yönden hem de defansif yönden çok sağlam olması gerekir. Galatasaray’da bu nitelikte ön liberoda oynayabilecek bir oyuncu yok.
Bunun yanında defans dörtlüsüne çok iş düşer. Takım orta sahada rakibi karşılayamadığı durumda defansa çok iş düşer ki her oyuncunun yüksek verimde oynaması lazım. Galatasaray’ın defans bloğu ne kadar iyi tartışılır. Defansta özellikle kanatta görev alacak oyuncuların bu sistemde ofansa sık sık destek vermeleri gerekir ki bu da kanattaki defans oyuncularının 2. yarıda 60. dakikadan sonra oyundan düşmelerine sebep olur. Galatasaray’da bu tarz kondisyonu yüksek sağ ve sol açık oyuncusu yok.
Takım içinde çok yönlü oyuncuların bol olması gerekmektedir. Galatasaray’a baktığımızda çok yönlü adamlar sayılı. Arda, Kewell.
4-3-3 için Galatasaray’ın ileri üçlüsü, Türkiye Ligi’nde fazlası ile tatmin eder diye düşünüyorum. Belki de Rijkaard kafasında Barcelona’daki ofans gücünü hayal ederek bunu başarabilirim diyordur. Çok gol atar, çok gol yerim diyo olabilir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi iyi bir ön libero ve defans kurgun olmadan bu sistemin oturması çok zor olur, zaman alır. Barcelona’da bile bu sistemi takıma adapte etmesi çok zaman aldı. Türkiye Ligi’nde sabra yer yoktur. 4-3-3 oynatırsın, bir dolu puan kaybedersin, Medya öyle bir köşeye sıkıştırır ki adamı, yönetici artık müdahele etmeye başlar ve böyle bir durumda başarı, kalite hiçbir şey kalmaz takımda.
Sonuç olarak ben bu sistemin, Galatasaray için çok riskli olacağını ve bu sistemi uygulamaları durumunda ligin en az ilk 8-10 haftası çok puan kaybı yaşayacaklarını düşünüyorum.

11 Haziran 2009 Perşembe

Rijkaard Neden Galatasaray'a Geldi?


Frank Rijkaard 'ın gelişi olay oldu. Rijkaard'ın gelişi gerek dünya medyası gerekse de Türk medyasının ilgisini çekti. Bu transfer Beşiktaş'ın şampiyonluğunu , Fenerbahçe'nin Daum'u getirmesini arka plana itti. Bu transferin zamanlamasının stratejik olduğunu düşünüyorum. Nasıl bir sezon önce Galatasaray şampiyon olduğunda Aziz Yıldırım da Emre Belözoğlu'nu getirerek buna benzer bir hamle yapmıştı , bu da bu tarz bir hamledir.

Rijkaard'ın Galatasaray 'da kesin olarak başarı sağlayıp sağlamayacağını söylemek mümkün değil. Başkan Adnan Polat da yaptığı konuşmada bunu belirtmiştir. Hiçbir teknik direktör kupa garantili değildir. Aziz Yıldırım nasıl olsa Daum geldi diyerek Türkiye'de 3 sene üstüste şampiyonluğu garanti görmesi pek de doğru olmasa gerek. Adnan Polat yaptığı konuşmada taraftardan ve camiadan sabır istedi. Gerçekten de Galatasaray'ın ihtiyacı olan sabırdır.

Her konuşmasında Skibbe'nin Galatasaray'a uyum sağlayamadığını söyleyen başkan , esasında Skibbe'yi sene sonunu beklemeden göndermelerinin hata olduğunun farkında. Ancak sonuç olarak Skibbe dış kapının mandalı, Bülent Korkmaz'ın evin sevilen çocuğu olduğu için Bülent Korkmaz yüceltilmektedir. Adnan Başkan , Bülent Korkmaz'ı master için Amerika'ya çocuğunu yollayan baba tavrı takınıyor.

Uğur Meleke 8 Haziran Pazartesi tarihli Milliyet Gazetesi'ndeki yazısında Skibbe ile Rijkaard'ın bir ortak yönlerinin daha olduğunu yazdı. Her iki hoca da yıldız oyunculara töleranslı davranıyor. Tölarans deyince aklımıza Skibbe gelirdi, şimdi Rijkaard da gelecek gibi gözüküyor. Bu da demek oluyor ki geçtiğimiz sezonun ilk devresindeki Lincoln'ü izleyeceğiz. Lincoln'ün bu sene daha dikkatli davranmasını da bekliyorum. Frank, Lincoln'ün kalitesini göstereceği bir hoca olacaktır.

Rijkaard , Şampiyonlar Ligi apoletini takmış bir teknik adam. Yaşı da teknik direktörlük için ideal durumda ise böyle bir hoca niçin Türkiye 'yi tercih eder diye insan düşünmeden edemiyor. Rijkaard ne Del Bosque'dir ne de Aragones'tir. Del Bosque de Aragones de stresli ve yorucu teknik direktörlük görevlerini bırakacak yaşa gelmişlerdir. Ne tesadüftür ki böyle hocalar hep Milli Takım antrenörü olurlar. Rijkaard , kazanacağı ve kaybedeceği prestijin farkında olması Del Bosque ve Aragones'ten ayırmaktadır. İlk olarak medyada yer alan haberlere göre Milan'dan teklif beklemiş , bu teklif gelmeyince Galatasaray'a geldi. Sezon ortasında Atletico Madrid'li yöneticilerin telefonlarına bile bakmadığı söylenen bir teknik adam Galatasaray'ı nasıl seçer? Bence bunun cevabı detaylarda gizli. Herkes Haldun Üstünel ve Adnan Polat'ın etkileyici üslübundan bahsediyor ama bunların yetmeyeceği açık. Eğer Rijkaard , Barcelona,Milan, Chelsea vb gibi takımlarda görev alamayacaksa Galatasaray ideal kaftandır. Galatasaray'ın Avrupa'da en bilinir Türk takımı olması, 2002 Dünya Kupası ve son Avrupa Şampiyonasındaki Türk Milli Takımının iskeletini Galatasaray'lı futbolcuların oluşturması, Galatasaray'ın hücum genlerine sahip olması, elindeki yabancı futbolculardan Lincoln hariç olmak üzere hepsinin milli futbolcular olması Galatasaray'ı cazip kılmıştır. Şu anda da Servet ve Mehmet Topal'a gelen tekliflerin reddedilmesini istediği de medyada yer alıyor.

Rijkaard , maç kasetlerini izledikten sonra eksikleri belirtecektir fakat Rijkaard'ın en ihtiyaç duyduğu şey sabırdır.


Uğur Meleke'nin yazısı için
http://www.sporyazarlari.com/FFutbol/galatasaray/ugur-meleke/08-06-2009/
rijkaard,-gsaray-da-ne-yapar-/115327.aspx

8 Haziran 2009 Pazartesi

Frank Rijkaard Gerçekten Aragones'i Aramış Olabilir Mi?



22 Mayıs 2009 tarihinde "Frank Rijkaard Aragones'i Ararsa " başlığı altında bir yazı yazmıştım.

http://downbothflanks.blogspot.com/2009/05/frank-rijkaard-aragonesi-ararsa.html

Bu yazının yazıldığı dönemde Aragones topun ağzında idi, o sıralarda da gazetelerde Fenerbahçe'nin Rijkaard'ı takımın başına getireceği yazıyordu. Frank Rijkaard'ın Fenerbahçe ile ilgili bilgi almak için Aragones'i arayabileceğini düşünmüştüm. Bir diyalog hazırlamıştım. Kendi kafamdan oluşturduğum diyalogta Rijkaard'ın Fenerbahçe'den vazgeçtiğini anlatmıştım. Fenerbahçe yönetiminin Rijkaard'la görüşüp görüşmediğine dair bir bilgim de yok .

Galatasaray'ın önemli bir teknik adamı görev başına getirdiğini söylemek mümkün. 2009-2010 sezonunda en merakla seyredilecek takım Galatasaray olacak. Çünkü Daum ve Denizli'nin az çok nasıl bir performans koyacakları belli gibi. Rijkaard ise genlerinde hücum olan Galatasaray' a başarı sağlayıp sağlayamayacağını zaman gösterecek. Rijkaard'ın bu sene Galatasaray'a getireceği en büyük artı futbolcuların saygı duyacağı bir teknik adam olması. Rijkaard'ın Galatasaray'da iki sezondan fazla kalması da pek mümkün gözükmüyor. Rijkaard 'ın adı Milan , Chelsea gibi üst düzey takımlarla adı anılan bir teknik direktör. Burada başarılı olması halinde Avrupa'nın büyük liglerinden büyük bir takımın başına geçmek isteyecektir, iki sezonda da başarısız olursa Galatasaray onu zaten gönderecektir. Rijkaard'ın büyük transfer bütçeleri istememesi, Galatasaray- Rijkaard'ın hücum felsefesi uyumu, yardımcı hocasını da beraberinde getirmesi Galatasaray için artı olacaktır. En büyük dezavantajı ise Fenerbahçe'nin muhtemel teknik direktörü Daum ve Beşiktaş'ın teknik direktörü Mustafa Denizli kadar ligi tanıyamamasıdır. Rijkaard belki ligin en güçlü kadrosuna geldi fakat Türk oyuncuları gerçek manada idare edemezse sonuç hüsran olur. Rijkaard ile Galatasaraylı futbolcular uyumu yakalarsa Galatasaraylı futbolcular maç seçmeyi bırakıp ligi domine edecektirler.