25 Mayıs 2009 Pazartesi

ŞEREFLİ İKİNCİLİKLER ZİHNİYETİNİN ÇÖKÜŞÜ


Dünkü maçın ilginç bir noktası vardı . 2005-2006 sezonunda da Galatasaray ve Beşiktaş 33.haftada İnönü Stadı'nda karşılaşmışlardı. 2005-2006 sezonunda Galatasaray şampiyonluk yolunda ilerlerken, Beşiktaş'ın herhangi bir iddası bulunmuyordu. Beşiktaş , İnönü Stadı'nda iddasız olmasına rağmen, sahaya çıkıp ellerinden geldiği kadar oynamışlardı. Son dakikalarda Cordoba'nın çok bariz bir hatası olmamasına rağmen , maç 1-1 devam ederken out atışını hızlı kullanmış ; Galatasaray son dakikada Hasan Kabze'nin attığı golle öne geçmiş ve şampiyonluğa bir adım daha yaklaşmıştı. O gün o an bir Galatasaray taraftarı olarak puan olarak Fenerbahçe'nin gerisinde olsak bile şampiyonluğa inancım artmıştı. Beşiktaş taraftarları, yazarları, yöneticiler ise Cordoba gibi üst düzey bir kaleciyi maç satmakla itham etmişlerdi. Sezon sonunda da göndermişlerdi. O günlerde Beşiktaş trbünlerinin sevgilisi Tümer Metin'in takımını 1-0 öne geçirmesi, Beşiktaş'ın kazanmasına yetmemişti.
Dün de Galatasaray , geçmişte Beşiktaş ne kadar mücadele ettiyse o kadar mücadele etmiştir. Kadere bakın ki dün Beşiktaş'ın attığı iki gol de Mehmet Topal'ın üstün katkısı var. Kimse diyor mu ki bu maçı Mehmet Topal sattı? Galatasaray'ın ne taraftarı , ne yöneticisi böyle bir şey söylemez ; böyle bir şeyin olmayacağını 5 yaşındaki çocuk bilir. Bugün yarışın içinde Fenerbahçe ile Beşiktaş aynı puanda olsaydı , Fenerbahçe ittifak var derdi. Bu olayın üzerine gideceğiz deselerdi kim ne diyebilir. Beşiktaş çok büyük ihtimal alacağı bedavadan ama haklı şampiyonluğu kirlenmiş olacaktı. Hiç bir takım en azından bu şekilde diğer takımın şampiyonluğunu kirletmemesi gerekmektedir. Geçmişte şerefli ikincilik söylemlerinin arkasına sığınanlar , ligin ilk devresinde bizim aleyhimize hakem hataları var diye barkovizyon yapanlar , bugün susarlar, çünkü liderliği ele geçirmişlerdir. Bunlardan ders çıkarmazlarsa gelecek sezon UEFA komitesine ve TFF'ye yönelik yeni barkovizyonlar yapacaklardır.

Nedir Bu Mehmetlerden Çektiğimiz?


Galatasaray kaybetti diye Galatasaray'ı eleştirenlerden değilim. Çünkü bazı hatalar sezon başında , ortasında hatta sonunda yapıldı. Maçta yapılan basit hataları, mağlubiyetin faturasını ne Baros'a , ne Sabri'ye ne de Mehmet Topal'a çıkarılması gerekir. Sonuçta futbol bir oyun , futbol da hatalarla güzel oluyor. Galatasaray , dün oynadığı futbol ve yaptığı mücadele yerindeydi. Akla şu soru geliyor. Bütün sezon boyunca Anadolu takımlarına bu oyunu neden oynamadılar? Türkiye'nin en zorlu deplasmanlarında Fenerbahçe 'nin sahasında kaybedilen maç da dahil olmak üzere iyi oynadılar. İki maçta da kendi kalesine attığı ve rakibine attırdığı gollerle kaybetmesi futbolun cilvesi olsa gerek.
Türkiye Kupası finali sonrası Beşiktaş'ın aldığı galibiyetin Fenerbahçe'ye yaradığını söylemiştim. Bu sefer de Galatasaray yenilmesine rağmen çok şey kazanmıştır. Bu kazanımları görebilen olursa Galatasaray mevcut kadrosuyla gelecek sezonun yine en iddalı takımı olacak. Büyük kaptanımız Bülent Korkmaz'ın daha hazır olmadığını iyice gördük. Kafalardaki soru işaretleri gitti. 90 dakika boyunca yorulan takımdan oyuncu değişikliğine gitmemesini anlamak mümkün değil. Kewell , kaç tane maçta 90 dakika verimli oldu ki bu maçta 90 dakika sahada tutulur anlayamıyorum. 60-70 . dakikalar arasında Kewell'ı oyundan alması gerektiğini, orta sahada Barış'ın yorulduğunu görememesi bana ilginç geldi. Volkan Yaman'a ve Aydın Yılmaz'a güvenmediğini gösterdi. Medyada yer alan haberlere göre de Galatasaray gelecek sezon sol bekte alternatif olarak Gaziantepspor'dan İsmail Köybaşı'nı alacağı söyleniyor. İsmail alınacak olursa çok iyi bir transfer olacaktır. Volkan Yaman sezon sonu yolcu olarak gözüküyor. Aydın , bu sezon benim en umutla beklediğim isimdi. Baros'tan Kewell'dan bile daha yararlı olabileceğini düşündüğüm Aydın beni ve bütün Galatasaraylıları üzdü. Muhtemelen seneye kiraya verilecektir. Nonda'yı anlamak mümkün değil, bu Nonda geçen sezonki Nonda değil. Kongo'daki ikiz kardeşini yolladı heralde Arda, Kewell topla ilerliyor, ceza sahası içine top atacak adam arıyorlar. Nonda yanlarında dolaşıyor. Koşacak halimi yok ,anlayamadım doğrusu. Onunla da yolların ayrılması gerekiyor. Son eleştireceğim isim de Sabri. Gerçeği söylemek gerekirse Sabri dün fena oynamadı , ta ki Yusuf'a verdiği asiste kadar. Sabri bek bir oyuncu değildi, ancak sağ bekte oynayabilecek becerileri var. Hızlı, kondisyonu yüksek, maçına göre iyi ortalar yapıyor, savunması da iyi ancak ne istikrar sağlıyor ne de disiplin. Dün yine oyundan atılabilirdi. İlk sarı kartı yan hakeme itirazdan gördü, ikincisini de Holosko'nun elinden topu alırken görebilirdi. Şayet Sabri'nin sarı kartı olmasa hakem orada iki futbolcuya da sarı kartı verirdi. Sabri'nin sadece agresif olması, formayı ıslatması yetmiyor biraz da oynamak lazım. Sabri'yi anlamak mümkün Hagi, Hasan Şaş , Bülent Korkmaz ve Hakan Şükürle oynayarak , onların forma aşkını görerek, onların hırsını , taraftarın gözündeki imajını bilerek bu noktaya geldi. Onlara özeniyor ama onları Hagi,Hasan , Bülent, Hakan yapan sadece forma aşkı değil, koydukları performanstı. Sabri'nin daha dikkatli olması gerekiyor, yoksa hem kendisine hem de Galatasaraylılara haksızlık etmiş olur.
İyilerden söz etmek gerekirse Hakan Balta her zamanki gibi çok iyiydi. Belki de Galatasaray'da sezonun futbolcusu oldu. Böyle bir istikrarı sağlamak kolay değildir. Her maç elinden geleni yaptı. Sadece sol bekte değil, yeri geldi stoper oynadı, yeri geldi sol açık oynadı, yeri geldi ön libero oynadı; bu karmaşanın içinde görevlerini yerine getirdi. Sabri de keşke Hakan Balta kadar istikrarlı oynasa ; ondan sonra hırsını biz taraftarlara gösterse. Sahada gerçek bir yıldız vardı. lki maçın adamı olmayı hakedecek bir golü ,asisti yoktu ancak benim gözümde sahanın en iyisi Arda Turan'dı. Bu maçı takımına kazandırmak için elinden geleni yaptı. Kalabalık Beşiktaş savunmasını dağıttı, son noktalarda arkadaşları ona ayak uyduramadığı için kaybetti. Arda Turan , Türkiye'nin en iyi ve en değerli futbolcusu olduğunu dün tekrar gösterdi. Emre Aşık, Ayhan , Barış Özbek, Kewell gibi isimler görevlerini yerine getirdiler. Orkun'u yediği goller, birkaç tane çıkıp aldığı top haricinde göremedim. Gollerde hatası yoktu, maç eksiği de vardı, doğru düzgün bir top gelmediği için Orkun değerlendirme dışı oluyor. Kewell, çok kaliteli bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Attığı gol çok şıktı, seneye de umarım yine takımımızda yer alacaktır. Baros, dün Sabri'ye pas verdiği yer doğru fakat hızlıydı. İkinci yarıda kaçırdığı bire bir pozisyon kalitesine yakışmadı ancak olabilir. Elinden geleni yaptı, Beşiktaş'lı forvetler doğru düzgün pozisyona bile giremedikleri için Baros'u da fazla eleştirmemek lazım. Baros da takımda tutulması gereken önemli bir isim. Hani futbol takım oyunu ama galibiyetlerde bir kişi öne çıkıyorsa , mağlubiyetlerde de bir kişi öne çıkabilir. Galatasaray daha önce Mehmet Güven'in yüzünden yenilmişti, bu sefer de Mehmet Topal'ın yüzünden yeniliyor, canı sağolsun.

Ballı Mustafa Denizli Varım Dedi


Dün akşam Beşiktaş aldığı galibiyetle , bir mucize gerçekleşmediği takdirde şampiyonluğa ulaştı. Maç beklediğim gibi geçti. Bir puan bile Beşiktaş’ı şampiyonluğun kazanılmasında önemli bir adım olacağı açıktı. Beşiktaş oyunu kendi sahasında kabul etti. Bunda haklılık payı vardı.İnönü’de kaybedilen Fenerbahçe maçı, Galatasaray’ın kaybedilen büyük maçları göz önüne alındığında mantıklı görünüyordu. Maçı berabere götürüp ,bir gol bulursam kardır düşüncesindeydi. Beklediği gol, Mehmet Topal’ın attığı çok şık bir gol olarak Beşiktaş’ın hanesine yazıldı. Maçın kırılma anlarında Galatasaray’ın golü bulamaması Mustafa Denizli’nin bir başka balıydı. İkinci gol de Beşiktaş’ın uğraşıyla değil Sabri- Mehmet Topal ‘ın bariz yaptığı üst üste hatalarla gelmesi Beşiktaş’ın nasıl bir galibiyet aldığının göstergesiydi. Baros, Mehmet Topal ve Sabri'nin yaptığı hatalar Beşiktaş'a galibiyeti getirdi.

Beşiktaş sahada çok tutuk kaldı. Şampiyonluk baskısı olduğu çok rahat gözleniyordu. Bu yılın şampiyonu olacak takımın ilk 5 teki takımlarla oynadığı maçlardan sadece 1 galibiyet almasının üzerine oynadığı kötü futbolu görünce gelecek sene Şampiyonlar Ligi’nde beklenti içine girenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Beşiktaş’ın elinde bazı iyi oyuncular bulunuyor. Bunları Tello, Holosko, Rüştü , Sivok gibi oyuncular oluşturuyor. Bunların haricindekiler vasat kalıyorlar. Talipleri olduğu söylenen Bobo’ya gerçekten talipleri varsa, klüp bu işten karlı çıkacaksa satılması gerekiyor. Cisse, İbrahim Üzülmez, Ekrem Dağ, İbrahim Toraman ve hatta çoğunluğun beğendiği Ernst ’le Şampiyonlar Liginde başarı beklemek hayalcilik olur. Mustafa Denizli’nin transferde tek yetkili olması gerekiyor. Bu kadar tecrübeli bir hocanın istediği transferler yapılmalıdır. Ballı olduğunu bilsek bile bu kadroyu şampiyon yapması , takımın içinde bütünlük sağlaması Mustafa Denizli’nin iyi bir teknik direktör olduğunu gösteriyor.


BJKAS Ne Olur?


Haftanın son işlem gününde 14,90 gösterdikleri BJKAS hisseleri, 12,10 dan yani taban seviyeden kapadı. Daha önceden uyardığımız küçük yatırımcı eminim çok panikteler. Bugün BJK-GS maçına da duacı oldular. Yalnız şunu belirtmek isterim ki bu seviyelerin artık şampiyonlukla alakası malakası yok. Derbi maçı galibiyeti SPEK'in ekmeğine yağ sürer. Nasıl mı? Son bir haftadır, BJKAS hisselerinin ünvanı tüm gazetelerde tavan yaptı. Kısaca bu hissenin reklamı oldukça iyi yapıldı. Tahtayı yapanların da işine geldi bu durum. Çünkü bilmeyen adamlar, BJK-GS maçı öncesi Beşiktaş kesin yener, şampiyon olur diye yorumladığından cuma günü bir miktar amatör yatırımcı parası tahtaya girdi. Yarın da bir miktar para çekmek için direk taban açılmayabilir, bir miktar prim gösterebilirler. Hatta ağırlıklı ortalama 13,80 olduğundan ilk seans %25 prim gösterebilirler. Bunlara yürek dayanmaz.
Bunların dışında şampiyonluk beklentilerinin gerçekleşmeye yakın olması yanında tahtada açığa satışlar başladı. Tahtada iş yapan adam, oldukça güçlü olduğundan tahtayı daha da yükseltip bu adamların panik yapmasını sağlayıp pozisyon kapaması ile tahta daha da artabiliyor. Kısaca artık hesaplaşmalar büyükler arasında... Açığa satışçılar, tahtada iş yapan adamın kar payını baltaladıkça kavga devam eder. Tahtayı 14,90 a taşıyan adam bu noktalarda açıkçıları kısmen tahtadan attıysa geçmiş olsun. Tahta soluksuz aşağı gider.
Uyarı: Posizyonu olmayanlar bulaşmasınlar. Posizyonları da olanlara diyecek bir şeyim yok. Tek diyeceğim her çıkışın bir düşüşü vardır.

24 Mayıs 2009 Pazar

Ve Şampiyon Beşiktaş

Beşiktaş, derbi maçını yenerek;
- Şampiyonluğu %95 elde etmiştir.
- İlk altıda yer alan takımlardan birini yenmiş oldu.
- Mustafa Denizli, üç büyük takımı şampiyon edebilme ünvanına hiç bu kadar yakın olmadı. (Ertuğrul'un da hakkı var, onu yemeyelim)
- Şampiyonlar Ligi hasreti sona erecek.

Kısaca bir de maçı değerlendirelim ve maçtan notlar:
-Maça iyi başlayan Beşiktaş, Sivok ile yan toptan bir fırsat buldu, Sabri çizgiden çıkardı.
-Ardından BJK, kısa sürede oyunu kendi sahasında kabul etti. Bu iyi olmadı, rakip takıma güven verdi. Harry Kewell'ın sağ taraftan gelen bir topa voleyi ıskalaması var ki inanılmaz bir posizyon kaçırdı.
- Tello, 10 numara için hazırım sinyallerini vermeye devam etti.
- 35.dakikaya doğru Milan Baros kaleci ile karşı karşıya kaldı ve yanda boş olan Sabri'ye pasını çok hızlı ve yanlış yere attı. GS'yi çok net bir golden etti. Lig'de 20 golü bulan bir forvetin beceriksizliği olarak notlara geçti bu posizyon.
- BJK'nın ilk golü çok ilginç bir goldü. Tello'nun duran topu ve Mehmet Topal'ın ters vuruşu. Bana göre tamamen şans olan bir gol. Öne geçtik iyi oldu, mantalite olarak rahatladık.
- Tello duran toplarda etkili olduğunu bu maçta tekrar gösterdi. İstekli futboluna devam eden Tello'ya alkışları gönderiyorum. BRAVO... Seneye çok ihtiyacımız var sana...
- 2.yarı Yusuf Şimşek girdi. Hazır öndeyken rakibi bitirme hamlesiydi bana göre. Mustafa Denizli'nin kritik oyuncu değişikliklerini çok beğeniyorum.
- 2.yarıya çok hızlı başlayan GS, önce ligde 20 golü bulunan Baros ile çok net bir posizyon yakaladı. Ünlü forvet bu posizyonu da harcadı. Ardından kısa bir süre sonra Harry Kewell sağdan çok düzgün bir vuruşla topu köşeye gönderdi ve beraberlik sağlandı.
- Yusuf Şimşek'in aldatmaya yönelik harekette sarı kart doğruydu. Bu posizyona çok üzüldüm, çünkü haftaya Denizli maçında cezalı duruma geldi.
- Yusuf'un gol güzeldi, ama bu posizyonda da şans bize yardım etti.
-Mert Nobre'nin yeşil sahalara dönüşü sevindirici.
- Deli İbrahim'in soldan bir deparı var ki ceza sahası içinde kendini yerde buldu. Bence o posizyon penaltıydı.
-Son dakikalar çok stresli geçti. Ancak maçı kazandık ve zafer sarhoşu olduk.

Şampiyon olarak GS'yi daha rahat yenmeliydik. En azından oyun olarak...

Ben artık Beşiktaş'ı %95 şampiyon görüyorum.
Şampiyonluk üzerine de birkaç şey yazalım.,
- Devre arasında transferleri yapılan Yusuf ve Ernst, şsmpiyonluğa damgasını vurdu. Şöyle bir gözü kapatıp 2.devreden itibaren yapılan maçları gözden geçirdiğimizde bu iki adamın çok aktif bir şekilde şampiyonlukta payının olduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. Helal olsun, her ikinize de... Parayı biz vermedik ama taraftar olarak bizim desteğimizi gördüyseniz size sonuna kadar helal olsun. Uzun süredir bu cümleleri BJK'lı futbolculara söyleyemiyoruz. Bu da demek oluyor ki bazı şeyler iyiye gidiyor.

Beşiktaş'ın Şampiyon Olmasını Sağlayan Ana Faktörler
- Taraftarın inancı ve desteği
- Şans faktörü
- Mustafa Denizli
- Fabian Ernst
- Yusuf Şimşek

Tüm Beşiktaşlıların şampiyonluğunu kutluyorum. Umarım kritik ve özgün transferlerle gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'nde başarılı oluruz...

Ya Tutarsa (Ekstra)

Bu haftaya özel ya tutarsa ekstra...

San Siro/Maldini

Bir efsane daha futbolu bırakıyor. Kaptan Maldini seyircisi önüne son kez çıkıyor.

İtalyan futbolunun efsanevi defans oyuncusunun futbolu bırakacağı maç öncesi çekilen bazı fotolar aşağıda sunulmuştur.

Hayatını resmen AC Milan'a harcamış bir oyuncu o. AC Milan forması altında 600'den çok maça çıkmış. Buna ek olarak ulusal takımda 100'den çok forma giymiş. Ayrıca sanal alemde yani PES ve Fifa tarzı bilgisayar oyunlarında benim takımlarımda sayısız forma giymiştir.