Aragones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aragones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2009 Perşembe

Aragones'in Hayır İşleri Fenerbahçe'yi Şampiyon Yapacak!


Arkadaşım blogda Del Bosque ve Rijkaard hakkında bir yazı yazınca bir yazı da benim içimden geldi. Çünkü en başından beri bazı teknik adamlara haksızlık ettiğimizi düşünüp dururum. Bunların başında Eric Gerets, Zico , Del Bosque gibi hocalara haksızlık edimiştir. Daha önce iki defa Gerets ile ilgili bir yazı yazmıştım, sıra Del Bosque da...

Del Bosque 2004 yılında Beşiktaş ile sözleşme imzaladığında Dünya'nın gözü Beşiktaş'a dönmüştü. Del Bosque Real Madrid döneminde 4 sezonda iki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, iki kez La Liga şampiyonluğu, 1 kez İspanya Süper Kupası , 1 kez Avrupa Süper Kupası, 1 kez Kıtalararası şampiyonluk yaşamış bir teknik adam olarak Beşiktaş'a geldi.
Ülkemizde hala Del Bosque'nin teknik adamlığı tartışılması acı bir gerçek. Kabul etmek gerekir ki Beşiktaş ile yaptığı başlangıç son derece kötüydü. Ligde ilk dört maçta alınan 2 puan Beşiktaş'ı en baştan huzursuz etmeye başlamıştı. Beşiktaş 'ın bir Real Madrid olmadığı açık da Beşiktaş'ın o sezon ki kadrosu neydi bakmak lazım. Bana göre Beşiktaş'ın kadrosunda yıldız statüsünde sadece iki oyuncu vardı. Biri Sergen Yalçın , diğeri John Carew idi o sezonu şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe'de Alex, Aurelio, Nobre , Tuncay, Servet gibi isimler yer alıyordu.

O günün Beşiktaş yöneticisi Reha Muhtar'ın duyduğu Beşiktaş sevgisi Beşiktaş'a hem maddi olarak hem de prestij olarak büyük kayba uğratmıştır. Bu dönemde Sabah Gazetesinde ele aldığı yazıda Del Bosque gibi dünyanın sayılı teknik adamlarından birine demediğini bırakmamıştır. Del Bosque'yi Hint fakirine bile benzetmiştir. Heralde sözleşmeden haberi olmadığından tazminat alamayacağını söylemiştir. Başka bir takımı çalıştırabilir mi sorusuna da "Sen milleti kör, alemi sağır mı zannediyorsun? " diyerek cevap vermiştir. Şimdi İspanya Milli Takımı'nı çalıştırıyor.

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/28/muhtar.html


Bu kötü başlangıç döneminden sonra Del Bosque görev aldığı son 9 lig maçında 7 galibiyet 2 beraberlik almayı başarmıştı. Del Bosque ligi ve takıma alıştığı dönemde Reha Muhtar ve diğer yöneticiler yüzünden kovuldu. Beşiktaş yönetiminin yaptığı en unutulmaz hata olarak Beşiktaş tarihine yazıldı.

Gel zaman git zaman Yıldırım Demirören bile Del Bosque'yi göndermesinin en büyük hatası olduğunu kabul etmiştir ancak iş işten geçmiştir. Del Bosque 8 milyon euro gibi bir tazminatını da alarak gitmiştir. 26.03.2009 tarihinde İspanya Milli Takımı'nın başındaki Del Bosque'ye Beşiktaş ile ilgili tazminat meselesi sorulduğunda şunları söylemiştir: "Benim para ile işim olmaz. Beşiktaş’a gelirken para konusu telaffuz edilmedi. Çalıştığım takımlarda hiçbir zaman parayı ön plana çıkarmadım. Ancak, Beşiktaş’ta o zamanki şartlar farklıydı. Ben, ayrılmak istemedim. Görevime son verilince çok üzüldüm. Görevden ayrılmak zorunda kalan herkesin tazminat isteme hakkı vardır. Ben de kanuni hakkımı kullandım. Bu paranın büyük kısmı hayır işlerinde kullanıldı. Sadece bunu söyleyebilirim. Ben, kazanılan şampiyonlukların ardında böylesine hayır işlerinin yattığına inanırım. Belki bu sevabı yüzünden Beşiktaş şampiyonluğa ulaşacak."

http://spor.ekolay.net/haber.asp?PID=2660&HaberID=604187

Türkiye'de herkes Aragones ile Del Bosque'nin torunlarına miras bırakmak için geldiklerini söyler dururlar ama yanılıyorlar bakınız Del Bosque parayı hayır işlerine adamış, Beşiktaş'ı şampiyon yapmış. Bakarsınız bu sene de Aragones alacağı milyonları hayır işlerine adar , Fenerbahçe şampiyon olur.

26 Mayıs 2009 Salı

Sportif Rekabette Galatasaray'ı Baz Alıyor


Aziz Yıldırım , geçerli 6 bin 335 oyun 5 bin 53'ünü alarak yeniden başkan oldu. Aziz Yıldırım'ı 3 yıllık yeni süreçte yine başkanlık koltuğunda göreceğiz. Cuma günü katılmış olduğu %100 Futbol programında çok ilginç açıklamaları oldu. Ne Aziz Yıldırım'ı ne Adnan Polat'ı sık bir şekilde canlı yayın programlarında görmeye alışık değiliz . Ya seçim olacak ya da şampiyonluk varsa görebiliyoruz. Kamuoyunda seveni olduğu kadar sevmeyeni de çok olduğunu da biliyoruz. Merak ettiğim bir insan olduğunu söylemem gerek. Mesela ne tür müzik dinler, siyasi görüşü nasıl, nasıl bir baba, boş vakitlerinde ne yapar,hangi yemeği sever gibisinden soruların cevabını duymak isterdim. Bildiğim Aziz Yıldırım inatçı, sert , futboldan çok da anlamayan bir insan olduğunu düşünüyorum. Teknik heyetin işine karışan birisi olduğunu kendisi de kabul ediyor ve bu sezon yapmadığı için bu halde olduklarını söyleyen birisine diyecek laf yoktur. Bu sezon ki başarısızlıkların nedenlerini sıralayın dese birisi Aziz Yıldırım şöyle sıralar:" 1- Aragones, 2-Futbolcular 3-Takıma müdahele etmemem" diyecektir. Bunu da doğru olduğunu düşünüyor. Buradan çıkaracağımız sonuç Fenerbahçe son 11 yılda neler yaşadıysa benzerlerini yaşamaya devam edecek.
Ntv 'deki programda Tuncay'ın gidişi ile ilgili olarak ilginç bir açıklama yaptı. Tuncay gitmek istediğini ,ama sözleşme imzalayıp 5 milyon euro veya dolara serbest kalmak istediğini başkanına iletmiş. Başkan da bunun üzerine "Ya kalırsın ya da gidersin " diye rest çekmiş. Başkanın çektiği ilk rest bu olmasa gerek. Bunu da övünerek anlatıyor. Kendisine göre bu dik durmak gibi geliyor heralde. Hem klübe girecek parayı engellemiş oldu , hem de Tuncay'ı hedef adam haline getirdiği ortada.
Programda ayrıca klübe 30 milyon dolar cebinden para koyduğunu ve bu parayı geri istemediğini söyledi. Bir yanda Yıldırım Demirören'in klubü kendisine borçlu hale getirip, türlü başarısızlıklara rağmen yeni başkan adaylarının çıkamayaşını gördükten sonra takdiri hakediyor. Yalnız kendisi değil miydi klüb kendi ayağı üstünde kalıyor diyen. Kendisi daha önce bunu açıklamasa bile Fenerbahçe taraftarına Aziz Yıldırım klübe para aktarmışmıdır diye sorsalar herkes aktardığını söylerdi. 30 milyon dolardan da fazla miktarda para girişi olduğunu düşünüyor insanlar. 21 milyon dolar bütçeli klübü alıp 235 milyon dolar bütçeli takım haline getirmek için biraz da cepten para harcamak gerektiğini herkes tahmin ediyordur.
Geçtiğimiz yıllarda yabancı transferinin sınırsız olması gerektiğini söylediğinde yer yerinden oynamıştı. Özellikle Galatasaray ve Beşiktaş bu olaya karşı çıkmıştı. Kendisi de istediği durumu pek açmamıştı. Tek dediği yabancı hakkı sınırsız olsundu. O gün bu konuya da açıklık getirdi.


Aziz Yıldırım:
"Porto, Portekiz, Brezilya yakın ülke. Şimdi Brezilya'daki oyuncu Portekiz'de direk vatandaş olup oynuyor. Şimdi Josico'yu, Maldanado'yu tenkit ediyorlar. Bende tamam oynayamıyorlar edemiyorlar hepsini kabul ediyorum. Şimdi diyelim ki 6+2'de bu iki tane oyuncunu da çok iyi oyuncu olduğunu kabul et, o zaman ne olacak, sorun ne olacak? Kimse bunu dile getirmiyor ve bunu konuşmuyor. Zaten 6+2'de bu iki tane oyuncuyu bu 6'nın yedeği gibi düşüneceksiniz. Yani aynı kalitede düşündüğünüz zaman problemi baştan yaratıyorsunuz. Yani hocanın eline bir tane topu koyuyorsunuz, bombayı. Bu oyuncular hele bir de kaprisliyse o zaman büyük bir bomba orada duruyor. Şimdi o zaman bunları kaldırmak, aşmak lazım. Yani ben dedim ki; yabancı hakkı açılsın serbest bırakalım. Yani 6 tane sahada oynasın, bunu getir yine bir şey demiyorum buna ama hiç değilse geri kalanı ben transfer edebileyim. Burada genç oyuncular transfer edebilsin kulüpler ve bu gençlerden çıkan iyiler kalsın, daha iyileri sat, başka kulüplere dışarıya servis yapalım. Diğerlerini gelir çalışırlar, zaman gelir tutarsın 6'nın içinde oynatmaya çalışırsın. Bunun için oturup çalışmak lazım. Bunun için de yani yabancı oyuncunun burada oynamasını sağlamanız lazım, sağlayamıyorsunuz, hiçbir şey yapamıyorsunuz. Türkiye'de maalesef sistemlerden dolayı, Türkiye'de futbolu yeniden değerlendirmek lazım, ele almak lazım, yeniden organize etmek lazım. Bugün ikinci ligde, üçüncü ligde ayakkabısını omuza atan takım buluyor. Ondan sonra da gidiyor parasının bir kısmını alıyor, bir kısmını alamıyor. Bu zincir hep devam ediyor. Halbuki alt takımlar az olsa, bence çözüm bu. Bölgesel liglere dönüp oralardan kalitelileri üçüncü lig veya adını ne derseniz deyin, oraya alıp oradan direkt ilerlemesini sağlayıp yukarıya kadar çıkartmak gerekir diye düşünüyorum. Ben bunun doğru olduğunu söylüyorum ama başka başka başka fikirler de olabilir, bunları tartışmak lazım, Türkiye'de geç kalıyoruz." dedi.
Bu dedikleri kabul edilebilir ve mantıklı geliyor. Yine yurt içinde 6 yabancı oynaması gerektiğini savunuyorsa bu konu ilerliyen günlerde tartışılacaktır. Gerçi FIFA her ülkede uygulanmak üzere yabancı sınırı konulması fikrini tartışması da işin başka bir boyutu.
Aziz Yıldırım , sportif başarılar konusunda kendisi açıklamasa da Galatasaray'ı baz aldığı gözüktü. Bu sene kaçan şampiyonlukla ilgili çok keskin ifadeler kullanmaması, Daum'un son sezonun da 81 puanla şampiyon olamaması üzerine koyduğu keskin ifadeler ( Rıdvan Dilmen : " o sezon 81 puan aldınız başarı" derken Aziz Yıldırım: "Ama Galatasaray şampiyon oldu,kimse ona bakmıyor " ) , geçen sezon yürüyerek şampiyon olmalıydık ifadesini bu sene için emekleyerek şampiyon olmalıydık dememesi gibi nedenler sportif başarılar konusunda Galatasaray'ı baz aldığını gösteriyordu. Hatta Aziz Yıldırım "Bu 11 yıllık dönemde 4 defa şampiyon da olmuşuz. Bir defa şampiyon olsanız, tamam sportif başarı yok falan söyleyebilirsiniz ama 4 yıl şampiyon olmuşuz. Fenerbahçe tarihinde 50 yıllık lig tarihinde 17 şampiyonluğu var. Bizden daha fazla şampiyon olan var mı, yok. Galatasaray ile beraber aynı sayıdayız yani. O zaman yani bunu lig şampiyonluğuyla ölçüp yani başarısız demek yanlış." demesi bile bunun göstergesidir.
Son bir not da Aragones 'in Konya maçından sonra"Tabii ki başkanın, beni buraya getiren kişi olması nedeniyle tekrar başkan olması beni mutlu etmiştir, sevincimi gizleyemem. Onu tebrik ediyorum'' demesi gelecek sezon da Aragones'in takımda kalma isteğini ortaya koyuyordu. Bakalım Aziz Yıldırım bu işe ne diyecek?

22 Mayıs 2009 Cuma

Frank Rijkaard Aragones'i Ararsa

























Bugün Habertürk gazetesinde ilginç bir haber gördüm. Fenerbahçe yönetimi Aragones'i göndermek için kimsenin aklına gelmeyecek bir plan yapmış. Fenerbahçe yönetimi, Aragonesle yollarını ayırmak istiyormuş. Luis Aragones, 4 milyon euronun üzerindeki parasını alarak gitmek isterse, Fenerbahçe yönetimi Aragones'i Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki futbol okullarında gençlerin eğitiminde kullanacağına dair bir haber yayınlandı. Şayet bu haber doğruysa Fenerbahçe yönetimi büyük bir hata yapar. Yarın öbür gün bir başka teknik adamı getirmek isteseler bu olay Fenerbahçe yönetimini pahalıya patlar. Mesela Fenerbahçe Frank Rijkaard'ı getirmek istese bu haberi duyan Mr. Frank Rijkaard Türkiye'ye gelir mi? Gelmez ; gelirse de Aragones'ten daha ağır şarlarla geleceği kesin. Örneğin Chelsea de Scolariyi tazminatını vererek gönderdi. Abramovic işi bilmiyormu ki Scolari'yi Afrika'ya yollamadı. Chelsea bırak Mardin'i Afrikadaki futbol okullarını yollayabilirdi. Ama yollamadı çünkü itibarının zedeleneceğinin farkında. Fenerbahçe yönetimi bir hata yapmış olabilir. Hatasını da pahalı bile olsa Aragones'e tazminatını vererek, teşekkür ederek , gönderirsin. Öyle Mardin'e , Van'a yollamakla olmaz bu iş.
Fenerbahçe'nin Frank Rijkaard'la ilgilendiği medyamızda yazıyor. Hatta Hooijdonk'la beraber geleceği yazıyor. Frank Rijkaard, Fenerbahçe'nin iç yapısının nasıl olduğunu öğrenmek istese Aragones'i arama mı ? Arar , tahminimce de şöyle bir diyalog geçecektir.

Frank Rijkaard: F.R (46)
Luis Aragones : L.A (70)

L.A. : Naber Frank? Ne zamandır aramıyordun, hayırsız.
F.R. : Ne olsun be dede . Beklemedeyim işte. Maç izleyip oturuyorum işte. Yenge nasıl?
L.A : İyidir işte napsın , Gözlüklerimi temizliyor. Lindsay ( F.R.'nin kızı) nasıl?
F.R. :O da Milano'da biliyorsun. Sezon bitiyor, damada (Ronaldinho) teklifler geliyor. Heralde İngiltere'ye gidecek. Burada yedek kaldı. Sen de ne var ne yok?
L.A : Ben de Mardin'deyim.
F.R :......
L.A : Türkiyenin güneydoğusunda bir il. Burada Fenerbahçe'nin futbol okulu varmış. Beni buraya eğitmen olarak gönderdiler.
F.R. : Dede, niye gittin oralara?
L.A. : Paramın üzerine yatmak istediler. Bu da benim emeklilik ikramiyem sayılır. 4 milyon euromu da alayım da öyle giderim.
F.R : Hımm. Ya bana da sizinkilerden teklif gelmişti. Napsam ki?
L.A : Gelme halim ortada; yada iyi ve uzun bir anlaşma yap. Burada hemen göndermek isterler. Bari paranı al da öyle git. Bizimkiler seni Ronaldinho'dan dolayı istiyorlar zaten. Damadı da alır gelir diyorlar. Gelecek olursan tek bir şeye dikkat et. Zico , anlatmıştı da inanmamıştım Galatasaray'a yenilmemek gerekiyormuş. Onun gidiş sebebi buymuş. Yoksa beni de bir sezon dolmadan yollarlardı. Benim burada sezonu tamamlamda en büyük neden Galatasaray'dı.
F.R : Diğer tekliflere bakarım artık . Olmazsa seni yine ararım,dedeciğim. Kendine mukayet ol. Görüşürüz
L.A : Sağol , evlat


Kaynak
http://www.htspor.com/spor-haber/148257-Ya-Madride-ya-Mardine.aspx

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Kupa Finalinde Beşiktaş Yanlış Formayla Çıktı !?



Bu akşam Fenerbahçe, Beşiktaş'dan daha kazançlı çıktı. Fenerbahçe bu sezon sonunda Aragones ile yollarını ayırması kesinlik kazandı. Bu maç Fenerbahçe'ye zarar veren birçok futbolcunun biletinin kesileceğini de gösterdi. Sahada maçın ilk yarısında iki takım da kupayı istemiyor görünümündeydi. Beşiktaş'ın haklı yanları vardı. Ligde hafta sonu oynayacakları maçın daha önemli olduğunu düşünüyorlardı. Beşiktaş elini kolunu sallaya sallaya kupayı kaldırdı. Ligde bir iddiası olmamasına rağmen İnönü'deki maçta hem daha çok koştular hem de daha istekliydi. Sanki Türkiye Kupasını çeyrek asırdır alamayan kendileri değildi. Bu durum kafa olarak birçok futbolcunun Fenerbahçe'yi kafasında bitirdiğinin göstergesiydi. Bu takımda Gökhan Gönül, Volkan Demirel , Emre Belözoğlu, Alex ,Semih ve Lugano haricindeki bütün futbolcuların gönderilmesi gerektiğini gösterdi. Acaba bu maçtan önce Aragones maç öncesi konuşmasında ne anlatmıştır diye insan merak etmiyor değil. Heralde Aragones "Sahada pres yapmayın. Yürüyerek oynayın ki maç sonuna kondisyonunuz kalabilsin. Volkan Babacan bu maçta oynayacaksın ki tecrüben artsın" mealinde bir konuşma yapmıştır. Bunları demediği açık olmasına açıkta tüm suç Aragones'in mi? Kesinlikle değil. Futbolcu üzerine sorumluluk almazsa böyle bir maçı bile kazanamazsın. Fenerbahçe'nin istekli oynaması için yapılacak tek şey vardı o da Beşiktaşlı futbolculara sarı-kırmızı forma giydirmekti.